The Adventures of Baron Munchausen

Biraz daha eskilere gidip 1988 yapımı usta yönetmen Terry Gilliam‘ın canlandırdığı çocuk hikayesi uyarlaması Baron Munchausen’in hikayesini anlatmak isterim size. Usta yönetmene yakışır iyi bir film The Adventures of Baron Munchausen. İki saat boyunca sıkılmadan izliyorsunuz filmi.

Peki Baron Munchausen kimdir? Kendisi zengin, etrafta efsane gibi, hikayeleri dolanan, Türklerle savaşmış, bir balonla aya gitmiş, oradan dünyaya ip sarkıtarak dönmüş, aydaki insanlarla tanışmış, idam edilecekken askerlerin attığı bir topun üstüne oturup uçmuş efsanevi bir barondur.

Terry Gilliam Brasil’den sonra çekmiş bu filmi. Aynı atmosfer bu filmde de mevcut.Bu sebeple film ne kadar absürt olursa olsun insan sıkılmıyor. Zaten film bir imkansızlıklar bütünü olduğu için “hadi be” bile demiyorsunuz.  Film abartılarla süslü. Türklerin saldırdığı bir şehirde herkes baronun hikayeleri ile kendini avutmaktadır. Hatta baron gelsin de bizi kurtarsın havasındadırlar. Bu arada baron çıkar gelir ve hikayelerini anlatmaya başlar. Aya yolculuğunu, ay adamının karısıyla flörtünü, Türklerle kapışmasını…

Tabi biz bütün saçmalıkları merak ve kahkahalarla izliyoruz. Baronun ekibi ise ayrı bir komedi. İki de bir Türkler, Türkler diyorum ya bu film Türklerden pekte iyi bahsetmiyor. Yakan, yıkan, korku salan bir ırkız dünyada… Film daha iyi olabilirmiş elbet ama sonuçta Terry Gilliam filmi deyip geri çekiyorum kendimi. Oyuncu kadrosu çok iyi. Arada birden karşınıza Uma Thurman, Robin Williams, Sting çıkınca karşınıza şaşırmadan edemiyorsunuz. Tabi birde, Uma Thurman’ın saf güzelliği daha bir çarpıyor gözünüze…

Yönetmen: Terry Gilliam

Senarist: Rudolph Erich Raspe (kitap), Gottfried August Bürger (kitap), Charles McKeown, Terry Gilliam

Oyuncular:

John Neville Hieronymus Karl Frederick Baron von Munchausen
Eric Idle Desmond / Berthold
Sarah Polley Sally Salt
Oliver Reed Vulcan
Uma Thurman Venus / Rose
Robin Williams King of the Moon (Ray D. Tutto)
Sting Heroic Officer

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt0096764/

Brazil

Yönetmen Terry Gilliam‘ın Oslo’da bir liman kahvesinde işçilerin çalışmasını izlerken duyduğu Aquarela do Brazil adlı şarkıdan esinlendiği bir filmdir Brazil. Şarkının sözleri ise şöyledir;

brazil, where hearts were entertaining june,
we stood beneath an amber moon
and softly murmured “someday soon.”
we kissed and clung together,
then, tomorrow was another day
the morning found me miles away
with still a million things to say;
now, when twilight dims the sky above
recalling thrills of our love,
there’s one thing i’m certain of
return i will to old brazil.

Evet, eğlenceli bir şarkıya, kara mizah bir filmle karşılık vermiş, Terry Gilam. Ancak şu da bir gerçek ki filmin ismi “Brazil” olmasına rağmen filmin Brezilyayla yakından uzaktan alakası yok. Buna rağmen Brezilya’da film yasaklanmış. Filmi izlemeye başladığım anda George Orwell’in aynı adlı romanından uyarlanan Michael Radford‘un yönettiği, 1984 aklıma gelmedi değil. Ancak yönetmen Terry Gilliam, Brazil’de aslında hemen hemen aynı doğrultuda işlenen konuya daha mizahi yaklaşmış.Filmin değinmek istediği asıl nokta ise, hükumet, yarattığı baskı, terör ve artık mekanikleşmekte olan dünyadır. Bunu da çok güzel başarmıştır.
Filmdeki dip notları toplamakla bitmez, her ne kadar 1984 kadar olmasa da çarpıcı bir film. Film başlarda iki versiyon olarak düşünülmüş. Gerçi bunu düşünen Terry Gilliam değil yapım şirketleri olan “Universal Pictures”  ve “Embassy International Pictures”tır. Böyle eleştirel ve karamsar geçen bir filmi nedense mutlu sonla bağlamak istemişlerdir. Ancak Gilliam yumruğunu masaya vurarak kendi bildiği yolda ilerleme fikrinden vazgeçmemiş, pekte güzel olmuştur. 
Aslında film kimileri tarafımdan sevilecek, kimileri tarafından ise sevilmeyecek bir film. Öyle ki Gilliam, Universal Pictures şirketiyle fena halde cebelleşmiş, çekimler sırasında geçici olarak felç olmuş yapım şirketinden habersiz gizli bir gösterimle film eleştirmenlerine filmi izletmiş alınan tepkiler doğrultusunda film şirketini pürüz çıkarmama konusunda ikna etmiştir. Film eleştirmenler tarafından”en iyi film” seçilince yapım şirketi kesilen bölümleri filme dahil etmek ve vizyona sokmak zorunda kalmış.
Film 1984’ten esinlenmiş, öyle ki bunu ilk bakışta anlıyorsunuz ama ekipte bunun bunu biliyor ve çekimler boyunca bir süre film için “1984 Buçuk”diye hitap etmişler. Ancak aradaki büyük farkı da unutmamakta fayda var. 1984 ne kadar sade ve durağansa, Brazil’de o kadar hareketli ve şatafatlı.
Kısaca özetlersek: 
Sam Lowry, bütün gün bilgisayar başında çalışan, hayattan bezmiş biridir. En büyük düşü rüyalarında gördüğü güzel kızla beraber olmaktadır. Bu kız bir gün karşısına çıkar ve O’na aşık olur. Ancak aşık olduğu kız terörist olarak aranmaktadır. Ona olaşmak için hayatında bazı değişiklikler yapması gerekir ve sam her şeyi göze alır.
Film hayatımıza girmiş bir çok öğe ile bizi karşı karşıya getirip bir kez daha düşünmemizi sağlatmakta.
Ayrıca filmde küçük bir rolle sahip Robert De Niro‘nun ne kadar büyük bir oyuncu olduğuna tekrar şahit oluyorsunuz…

Oyuncular:

Linkler:
http://tr.wikipedia.org/wiki/Brazil_(film)
http://en.wikipedia.org/wiki/Brazil_(film)
http://www.imdb.com/title/tt0088846/
http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=brazil&kw=&a=&all=&v=&p=1