Etiket arşivi: Tilda Swinton

The Zero Theorem

Geçtiğimiz sene festivalde film gösterilmiş ama fırsat bulup izleyememiştim (yoksa yer mi bulamamıştım bilmiyorum). Geçtiğimiz günlerde filmleri gezerken arada The Zero Theorem’i gördüm. Her ne kadar festival modunda olmasam da  hatırına bu film izlenir dedim. Yoksa izlemesem bir süre daha kalırdı. Zaten bu aralar bir şeyleri yapmakta zorlanmak gibi bir ruh hali var üzerimde. Neyse bu konumuz dışında. Okumaya devam et

Moonrise Kingdom

Usta yönetmen Wes Anderson‘dan yine başarılı bir film var karşımızda. Bildik Anderson filmlerinden biri Moonrise Kingdom. Yine renk, oyunculuk, hikaye olarak oldukça başarılı. Tabi oyunculuk deyince kadrodan da bahsetmek lazım. Karşımızda yine çok iyi bir kadro var.

Wes Anderson hayal dünyasına yolculuk bu filmde de devam ediyor. Diğer filmleri ile aynı kalıba sokabiliriz bu filmi de. Ancak bir fark Sanki burada büyükler küçük, küçükler büyük. Film aslında bir çocuk filmi edasında ilerlerken, çocuk filmi olmasın diye, çocuklara sigara içirtilmiş ve diyaloglar biraz daha argoya  çekilmiş. Tabi bunlar rahatsız edici seviyede değil. Muhtemelen filmin yaş sınırını arttırmak için.

Filmin pastel renkleri hikayeye can katıyor. Karakterlerin çoğu garip olmasına rağmen izlerken onlarla empati kurmanızı sağlıyor. Filmin müzikleri çok iyi. Görüntüler ve renklerle birleştiğinde akıcı bir hal alıyor. Film dozu düştüğü anda müzikler işi kurtarıyor. Ancak filmi izlerken sürekli bir merakta yakanızı bırakmıyor. Filmin mekanları da oldukça iyi. İç mekanlar bir masal evini andırır şekilde sade de gösterişsiz. Ayrıntılarla insan boğulmuyor. Öyle ki izci kampı rutinine sizde alışıyor ve bir aksilik olduğunda hissedebiliyorsunuz.

Karakterler güzel betimlenmiş. Tabi böyle usta oyuncuları bu rollerde görmek biraz şaşırtıcı oluyor ama onların usta oldukları da burada çıkıyor insanın karşısına. Eğlenceli, romantik, macera dolu bir film çıkıyor karşımıza. Tabi tüm bunlara sabırla ulaşabiliyoruz keza film başlarda biraz sıkıyor.

Filmin konusu ise şöyle. Hikaye izci kampında geçmekte. Sam izci kampında olan çocuklardan biridir. Bir gün ortadan kaybolur. Oymak beyi, onu aramaya başlar. Bu arada sorunlu ve ailevi dertleri olan Suzy’de ortadan kaybolmuştur. İki çocuğun birlikte kaçtıklarını düşünmeye başlarlar.İki çocuksa bir okum müsameresinde tanışmış ve mektup arkadaşı olmuşlardır. Sonra kaçmak için karar vermişlerdir. Onların peşindekilere yakalanmama çabası, diğerlerinin onları bulma çabasıyla hikaye eğlenceli bir aksiyona döner. Fark tabiki karakterlerin farklılıklarıdır.

Özetlemek gerekirse, aslında anlatması zor bir film. Çünkü anlatıldığında basit bir hikayeymiş gibi geliyor insana. Ancak diyaloglar, deyimlemeler, görüntüler, kesinlikle filmin sıradanlığını bozuyor. Oyunculuklar da kadroda çok iyi. Filmin soundtracki kesinlikle dinlenmeye değer. Ben filmi izleyin derim.

Yönetmen: Wes Anderson

Senaryo: Wes AndersonRoman Coppola

Oyuncular:

Bruce Willis
Captain Sharp
Edward Norton
Scout Master Ward
Bill Murray
Walt Bishop
Frances McDormand
Laura Bishop
Tilda Swinton
Social Services
Jared Gilman
Sam
Kara Hayward
Suzy
Jason Schwartzman
Cousin Ben

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt1748122/

The Chronicles Of Narnia: The Lion, The Witch And The Wardrobe

 

 

C.S. Lewis‘in The Chronicles Of Narnia serisinin ikinci kitabının, beyaz perdeye uyarlaması The Lion, The Witch And The Wardrobe. Film 2005 yılında çekilmiş fantastik bir hikaye. Diğer fantastik filmlerin gişe başarısı filmin çekilmesine sebep olmuş. Filmi yedi sene geç yazmam benim tembelliğimden kaynaklı. Ancak geçtiğimiz günlerde üç filmi birden izlediğimde yazmaya karar verdim.

 

The Chronicles Of Narnia yedi hikayeden oluşmakta, ilk cümlemde de belirttiğim gibi The Lion, The Witch And The Wardrobe serinin ikinci kitabı. Film için neden ikinci kitap seçilmiş bilmiyorum. Belkide başlangıç yapılacak en iyi kitap budur. Kitapları okumadığım için bu konuda herhangi bir yorum yapamayacağım. Ancak yapımcıların film olarak bir üçlemenin dışına çıkmak istemedikleri anlaşılıyor. Okumaya devam et

Kevin Hakkında Konuşmalıyız / We Need To Talk Abaut Kevin

Film Ekiminin en etkileyici filmlerinden biriydi We Need To Talk Abaut Kevin. Etkileyici olma sebeplerinin başında okulda bir katliama sebep olan katil ruhlu çocuğun anlatılması değil, onun annesinin içinde bulunduğu durumun verilmesi. Filmin başından itibaren Eva karakterinin oğlu Kevin’in bu hale gelmesindeki etkilerini görüyoruz. Eva suçluluk duygusu yaşamalı mı bunun düşünceleri ile cebelleşirken, anlatım bize de toplumun diğer fertleri gibi yargılama fırsatı veriyor.

Film daha ilk karede görkemli bir açılış yapıyor. Eva’yı İspanya’da domates festivalinde hayatından gayet memnun görüyoruz. Kendi hayatına ve özgürlüğüne düşkün Eva burada Franklin adında bir adamla beraber olmaya başlıyor ve bir süre sonra Kevin doğuyor.

Ancak burada Eva, Kevin’i isteyip istememek konusunda kararsız. Çünkü Kevin, Eva’nın eğlence yüklü özgür hayatına son verecektir. Hatta çocuk doğumdan sonra kucağına ilk verildiği andaki surat ifadesi Eva’nın hissettiklerine tercüman oluyor.  Çocuk annesindeki bu negatifliği hissetmiş oluyor ki bebekliğinde durmadan ağlıyor, üç yaşına geldiğinde ise Eva’ya türlü eziyet için fırsat kolluyor.

Oysa Eva, Kevin için her şeyi yaptığını düşünmektedir. Sevdiği şehri terk etmiştir, sevmediği bir evde, bir mahallede, zamanını sadece küçük oğluna ayırarak günlerini geçirmektedir. Ancak Kevin bunları anlamıyor ve üstüne üstlük sürekli sorun çıkarıyordur.

Ancak sadece Eva’nın olumsuz yaklaşımlarından mıdır bilinmez Kevin küçük yaşta tam bir psikopat olması, annesi ile sürekli didişmesi, kardeşine zarar vermesi, Eva’nın kendini rahatlatmasında tek etken oluyor. Bunun yanı sıra Eva’nın Kevin’e çok fazla şiddetle yaklaştığını da görmüyoruz. Eva’nın kızgınlık anında yaptığı bir hareketle kolunun kırılması ve Kevin’in ona karşı daha yakın olması belki de Kevin’ın küçük aklında yaptığı bir plan. Bu yakınlıkta uzun sürmüyor zaten.

Hikaye gelecek ve geçmiş arasında geçiyor ve Kevin’in yapacakları son dakikaya kadar çok iyi gizlenmiş. Bu sırada aslında Eva kendi özgür yaşantısına devam etmeye devam ederken kendini bir nebze olsun Kevin’ın bu duruma gelmesinde etkisi olmadığını düşünürken, toplumun baskısı ve ona davranışları yine suçluluk hissetmesini sağlıyor. Belkide Eva oğlu Kevin ceza çekerken, aynı kasabada kalmakla kendisini de cezalandırıyor.

Kevin arkadaşlarını okulun spor salonuna kapatıp öldürüyor. Daha sonra öğreniyoruz ki Kevin hayatı boyunca iyi geçindiği babası ve küçük kız kardeşini de öldürmüş. Bu annesine vermek istediği büyük bir ceza da olabilir, annesini yakın görmesinden de kaynaklı olabilir. Ancak annesinin sert mizacı ve Kevin’in yaptıklarından sonra annesine bakışı aslında hey şeyi onun üzerine yıktığını anlatıyor.

Tabi burada değinilmesi gereken bir konuda Amerikan toplumunun şiddete merakı. Kevin salondan dışarıya çıktığında aktarılanlar sanki bir şovun parçası gibi. Herkes onun hakkında konuşuyor, herkes onu anlatıyor… Buradaki kamera kullanımı, alkışlar ve ışıklar, sözlü anlatım tam anlamıyla bu şiddet merakın gönderme olmuş. Aslında Kevin burada toplumun yapısını çözmüş, Eva ise onun için uğraşılacak bir oyuncak olmuştur. Burada Kevin’ın yaşadığı haz anlatılmayacak cinstendir.

Ancak tüm bunlar Eva’nın içindeki çelişkiyi bitirmiyor. Özgürlüğüne düşkün, ayakları yere sağlam basan biriyken, yaşadığı kasabada herkesten köşe bucak kaçan, ürkek biri oluyor. Ancak anlaşılıyor ki bu kendini cezalandırma şekli. Film boyuncada kendi suçunu arıyor. Bunu finalde de belli ediyor.

Oyunculuklar başarılı. Kevin karakterini canlandıran Ezra Miller bu filmde imzasını atmış. Filmekiminde izlediğim ikinci filmi ve ikisinde de tüm oyuncular arasından kolaylıkla sıyrılıyor. Tabi Eva karakterini oynayan Tilda Swinton‘u da unutmamak lazım. Filmin başarılı bir kurgusu ve senaryosu var. Es geçmeden söylemek lazım ki, film Lionel Shriver‘in aynı isimli kitabından uyarlanmış. Bir uyarlama olarak nasıldır kitabı okumadığım için bir şey söyleyemeyeceğim ancak film için oldukça başarılı.

Yönetmen Lynne Ramsay farklı açılar kullanarak filmde farklı etkiler yaratmayı başarmış. Kurguda bazı boşluklar bulunsada bu boşlukların izleyicinin hikaye ve karakterler hakkında yorum yapmasına ve izleyiciyi etkileşimde tutarak filmi düşündürmesine olanak tanımış. İzlenmesi gereken başarılı bir yapım…

Yönetmen: Lynne Ramsay

Senaryo: Lynne RamsayRory KinnearLionel Shriver (kitap)

Oyucular:

John C. Reilly Franklin
Tilda Swinton Eva
Ezra Miller Kevin
Siobhan Fallon Wanda
Ursula Parker Lucy
Ashley Gerasimovich Celia

Linkler:

http://filmekimi.iksv.org/tr/Filmekimi.asp?day=1&FID=21

http://www.imdb.com/title/tt1242460/