Etiket arşivi: Toby Jones

Wayward Pines

Dizide  M. Night Shyamalan adını gördüğüm için izlemeye başladım. Aslında çok umutlu değildim diziden. Dizi beni yanılttı mı? Elbetteki hayır. Ancak farklı bir edası vardı dizinin. Dizide gizem biraz fazla olunca bende neyi nasıl bağlayacaklar merakıyla diziyi izlemeye başladım. Aslında dizi farklı bir şey vermiyordu Shyamalan filmlerinden her şey vardı dizide hatta buna ek olarak bir çok ta kendi türüne uygun dizi ve filmin harmanı.

Dizide Matt Dillon baş roldeydi. Rol için iyi seçimdi ama tam anlamıyla karakterin altı doldurmamıştı. Aslında genel olarak karakterlerin temeli sağlam değildi. Tabi bunu da ben dizinin genel gizemine bağlıyorum. Dizide Matt Dillon, Ethan Burke karakterini canlandırıyor ve hikaye onun üzerine dönüyor. Okumaya devam et

The Rite

Geçtiğimiz gün Escape Plan‘ı izledikten sonra Mikael Håfström‘un The Rite (Ayin) filmini izlemediğimi fark ettim. Zamanında sinemada izleyememiş, sonrasında da filmi izlemeyi unutmuştum. Buradan şu sonuç çıkıyor ki arada izlemeyi unuttuğum onlarca film var.

Neyse The Rite 2011 yapımı. Filmin en büyük bombası ise filmin baş rolünde Anthony Hopkins‘i görmemiz. Zaten filmi kurtaran en büyük öğe de Hopkins’in oyunculuğu. Bunu yanı sıra filmde ne vardı derseniz, söyleyebileceğim tek şey bol bol Hristiyanlık propagandası. Tamam film çekmişsin yaparsın. bunu çok görmüyorum ama film mantık ile din arasında gelip giderken elle tutulur hiç bir şeyi önümüze koyamıyor. Okumaya devam et

Red Lights

Son dönem korku, gerilim sinemasında adı çok geçen yönetmen senarist, Rodrigo Cortés‘in son filmi Red Lights. Filmin kadrosuna baktığımızda izlememiz için büyük bir neden görüyoruz. Cillian MurphySigourney WeaverRobert De Niro gibi isimler filmde mevcut. Sigourney Weaver, Robert De Niro’yu yine yan karakter olarak görüyoruz. Robert De Niro zaten bu yan karakter olayına oldukça alıştı ve aslına bakılırsa kendisinden beklenen performansları da bu filmde de göstermiyor. İsimden kaynaklanan bir varlık söz konusu.

Hikaye oldukça değişik ve şaşırtıcı. Açıkçası filmi izlerken sürekli ne olduğunu merak ediyorsunuz. Film kendi içerisinde iki final barındırıyor. Ancak tür karmaşası da bu filmde mevcut. Film bir çok yerde korku filmi olarak geçmekte ancak tam anlamıyla bir gerilim filmi. Bunu her dakikasında hissediyorsunuz. Filmin farklı hikayesi başarıyla kurgulanmış ama bazı yerlerde tatmin etme sorunu yaşıyor.

Her şey aklın erebildiği gibi mantıklı bir şekilde giderken Margaret’in ölümü oldukça mantıksız olmuştu. yani ölümün bir şeye bağlanması gerekiyordu. ucu açık kalmış ve filmde tatminsizlik yaratıyordu. Simon karakterinin şarlatan olup olmadığı üzerine giden filmde bazı şeyler açıkta kalmış. Simon’un sergilediği parapsikolojik şeylerin açıklaması bir türlü yapılmadı ya da yapılanlar düzgün, tatmin edici değildi. Zorlu deneylerden nasıl geçti, binanın lambalarını nasıl patlattı  En büyük olay ise Simon’un kör olup olamama durumu.

Film bu konularda kesinlikle eksik kalıyor. Yani kim kimi arıyor, kim şarlatan kim değil, ya da gerçekten ortada bir medyumluk var mı soru işaretleri akıldan gitmiyor. Ancak her şeye rağmen filmin olay örgüsü filmi sıkılmadan izlemeye hatta başarılı bir film olmaya doğru itiyor.

Fazla ayrıntıya vermeden konuya girmek gerekirse bende filmin büyüsünü okuyanlar için zora sokmamış olurum. Margaret Matheson medyumlara karşı savaş açmış bir profesördür ve üniversitede bu konu ile ilgili ders vermektedir. Yıllardır da medyumum diyen insanların foyalarını ortaya çıkarmıştır. Bu işlere meraklı genç fizikçi Tom Buckley ise onun asistanlığını yapmaktadır. İkisi sahte medyumların peşinde koşarlar.

Bir gün ülkenin emekliğe ayrılmış en ünlü medyumu Simon Silver ortaya çıkar ve yeni gösteri için gün sayılır. Tom, Margaret’e Simon’u araştırmaları için baskı yapar ama Margaret bunu kabul etmez. Margaret, Simon ile katıldığı bir televizyon programından sonra ölür ve Tom Simon’un üzerine daha fazla gitmeye başlar. Bu sırada başına garip olayalar gelmektedir. Tom’un amacı Simon’un bir şarlatan olduğunu ortaya çıkarmaktır.

Film konu bakımından tatmin edici ve kendini izlettiriyor. Cillian Murphy ve Sigourney Weaver başarılı bir oyunculuk sergilemişler ama  Robert De Niro’da sıradan bir oyunculuk görüyoruz. yan rol olmasına rağmen pek gözükmese de rol aldığı bölümler süresince pek göz doldurduğunu söyleyemeyeceğim.

Özet olarak Red Lights, başarılı izlenebilir bir film. Hatta son dönem çıkan filmler arasında en başarılı gerilim filmi diyebilirim. Keşke boşluklar daha iyi doldurulup, akılda fazla soru işareti bırakmasalardı, böylece fazla eleştiriye mahal vermemiş olurdu.

Yönetmen – Senaryo: Rodrigo Cortés

Oyuncular:

Cillian Murphy
Tom Buckley
Sigourney Weaver
Margaret Matheson
Robert De Niro
Simon Silver
Toby Jones
Paul Shackleton
Joely Richardson
Monica Hansen
Elizabeth Olsen
Sally Owen

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt1748179/

Your Highness

Filmi izlerken bu kadro acaba bu filmi ünlü olmadan önce mi çekti diye düşündüm. Ancak gördüm ki film 2011 yapımı sonrasında anladım ki, bu oyuncular bize oyun olsun arayı soğutmayalım mantığı ile yaklaşmışlar filme. Bu kadroyu toparlamak için bu filmin çok büyük bütçesi olduğunu düşünmüyorum. Sanırım olay hatır işi.

Film izlerken hemen hemen her dakikasında karşımıza çıkan oyuncu kadrosuyla bizi şaşırtıyor. Peki bunun haricinde ne var filmde aslında pek bir şey yok. Filmin hikayesi ve izlenme sebebi oyuncu kadrosu. Sürekli yeni kim çıkacak ya da b unların bu filmde ne işi var, bu oyuncular oynamışsa eğer acaba ilerleyen dakikalarda bir aksiyon olacak mı diye merak içerisinde izliyorsunuz filmi.

Ancak filmde o kadar aksiyon yok. Bilindik bizi şaşırtmayan da bir konuya sahip film. Ancak film İngiliz komedi filmleri kıvamında. Zaten o dönemde de geçmesi, filmin İngilizlilik tarafını ağır ortaya çıkarmış. Film kendi türündeki filmlere de bolca gönderme yapmış. Bazı sahneler güldürsede genel anlamda güldürmeyen kahkahaya boğmayan bir film.

Thadeous, kendi halinde tembel, kibirli, başarısız, umursamaz bir prenstir. Erkek kardeşi Fabious ise onun tam tersi başarılı, onurlu, savaşçı tam anlamıyla kral adayı biridir. Thadeous onun bu durumunu kıskanmakla beraber, hiç bir şey yapmamaktadır. Günün birinde Fabious seferden döner ve yanında Belladonna adında güzel bir kız getirir onunla evlenmek istediğini söyler. Başarılı kardeşin bu isteği kral tarafından da onaylanır ve düğün hazırlıkları başlar.

Düğün günü ise Leezar adında bir büyücü çıkar gelir ve Belladonna’yı kaçırır. Öğreniriz ki Belladonna’yı rehin tutan odur. Zamanı geldiğinde onunla birleşecek ve büyük bir gücün sahibi olacaktır. Sevgilisi kaçırılan Fabious onu kurtarmak için peşinden gider. Tabi Thadeous’da ilk macerasına atılmak için onun peşine takılır. Büyücüyü yenmek için bir kılıç bulmaları lazımdır. Onu bulmak için ise bir büyücüye giderler…

Bu esnada adamlarının ihanetlerine ve öldürülmelerine tanık olurlar ve iki kardeş baş başa kalır. Yollarına ikisi devam etmek zorunda kalır. Yolculukları esnasında yakalanırlar. Bir dövüş arenasında güzel savaşçı Isabel ile karşılaşırlar ve oradan kurtulurlar. Isabel de ailesini öldürdüğü için Leezar’ı aramaktadır. Bir anlaşma yaparlar ancak birbirlerine güvenmeleri de zaman alır. Bu arada Thadeous, Isabel’den hoşlanmaya başlamıştır ama Isabel ona pas vermemektedir. Thadeous onun gözüne girmek için elinden geleni yapar.

Tabi ki filmde mutlu son mevcut. Filmin olmazsa olmazı. Oyuncular pek bir performans göstermemişler kendilerini pek yormamışlar. Zaten aksiyon sahneleri dışında yorulacak sahnede yok pek. aslında bu filmi dizi olarak düşünebilirlermiş ancak bu kadro ile olması şartıyla. Eminim ki o zaman daha eğlenceli Merlin tadında bir yapım çıkarmış ortaya.

Bu kadro ve bir hassa Natalie Portman’ın enfes göl sahnesi için bile izlenir film. Televizyon filmi kıvamında boş zamanı geçirmek için birebir film Your Highness.

Yönetmen: David Gordon Green

Senarist: Danny McBrideBen Best

Oyuncular:

Danny McBride
Thadeous
James Franco
Fabious
Rasmus Hardiker
Courtney
Natalie Portman
Isabel
Toby Jones
Julie
Justin Theroux
Leezar
Zooey Deschanel
Belladonna

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt1240982/

City Of Ember

“Bu film daha iyi olabilirdi bu film” diyerek başlamak istiyorum cümlelerime. Film Jeanne Duprau‘nun aynı isimli kitabından uyarlanmış. Uyarlanmış uyarlanmasına da film için başarılı bir uyarlama diyemeyeceğim. Bununla birlikte çok kötü bir uyarlama da değil. Çünkü oyuncu kadrosunda başarılı isimler var. Ama yapılan masrafa değmemiş açıkçası.

Öncelikle filmin izleyici kitlesinin belirlenmesinde bazı sorunlar yaşanmış. Eğer senaryo biraz daha yetişkinlere hitap etseydi gerçekten başarılı bir yapım çıkardı ortaya, yada biraz daha çocuklara hitap etseydi… Ama bu film ikisi arasında sıkıştığından istenilen zevki vermiyor insana. Senaryo çok havada. Bir kıyamet yaşanıyor ve bilim adamları insanları kurtarmak için yerin altına her şeyden korunacak bir yapı yapıyorlar. Bu teknoloji varken ellerinde orayı sadece dev bir jeneratör besliyor. O teknoloji varken ellerinde, halk teknolojiden bir haber yaşıyor…

Aslında senaryo açıkları saymakla bitmez. Bu saydıklarım en önemli noktalar. Bu boşluklar aslında ufak karelerle doldurulabilirmiş ama nedense yapılmamış. Tam anlamıyla karanlık ve kapalı bir ortamda geçen bir hikayeye babasının hayali peşinden giden bir çocuk koyunca, arada kalıyor film ister istemez…

Bilim adamları, insanları büyük felaketten kurtarmak için yerin altına Ember adındaki şehri kurarlar. Bu felaketin ardından insanların tekrar yeryüzüne çıkması içinde aradan 200 yıl geçmesi gerekmektedir. Belediye başkanlarına teslim edilen bir çanta, 200 yıl sonra onları uyaracak ve yeryüzüne çıkmaları için gerekli bilgileri verecektir. Çanta 7. belediye başkanına kadar özenle saklanır ve daha sonra unutulur. İnsanlar dünyanın sadece yaşadıkları yerden ibaret olduğunu düşünmektedirler.

Geri sayım bitmiştir ama herkes çantayı unuttuğu için yer yüzüne çıkamazlar. Artık şehirde iyice dökülmeye başlamıştır. Bir gün büyük annesi ile yaşayan Linda çantayı evde bulur içinde bir  haritada vardır. Bunu belediye başkanı ile paylaşmak ister ama beklediği tepkiyi göremez ve kaçak durumuna düşer. Yapacak tek şey vardır, yer yüzüne tek başına çıkmak. Tabi arkadaşı Doon’dan yardım alarak…

Yönetmen: Gil Kenan

Senaryo: Caroline Thompson (senaryo,)Jeanne Duprau (kitap)

Oyuncular:


David Ryall Chief Builder

Ian McElhinney Builder

Harry Treadaway Doon Harrow
Tim Robbins Loris Harrow
Bill Murray Mayor Cole
B.J. Hogg Mayor’s Guard

Toby Jones Barton Snode

Linkler:

http://www.cityofember.com/

http://www.imdb.com/title/tt0970411/

http://tr.wikipedia.org/wiki/City_of_Ember