Fırıldak Ailesi

Fırıldak Ailesi Türk Televizyon tarihinin ilk yetişkinlere yönelik animasyon olma özelliğine sahip. Animasyon Grafi2000 ekibi tarafından yapılmış Varol Yaşaroğlu imzalı dizi Fırıldak Ailesi. Bu yapımla birlikte Grafi2000 ekibi çıtasını bir adım yukarı çıkartmıştır kanımca. İkinci sezon son bulmakla birlikte üçüncü sezonun ne olacağı konusunda pek fikir sahibi değilim. Ancak bu tarz bir yapımı Türkiye’de izlemek bana keyif veriyor. Her ne kadar dizi Star Tv’de ilk sezon varlığını sürdürmüş sonrasında yer edinememiş olsada böyle bir açılış yapması fena olmadı. Continue reading “Fırıldak Ailesi”

Aramızda Kalsın

Türk Televizyonlarında sezon başlayınca ne var ne yok diye dizilerin ilk bölümlerini izlemeye koyuluyorum. Onlardan biri de Aramızda Kalsın’dı. Tabi diziyi izlemeye başlamam için en büyük neden oyuncuları oldu. Devamında karakterlerin saçmalıkları, doğallığa yakınlıkları dikkatimi çekti. Öyle hep vaktinde televizyon karşısına geçip izlemesem de bir şeylerle uğraşırken izlemek iyi oluyordu diziyi.

Şimdi dizi için çok iyi diyemeyeceğim. Dizi de bir aşk furyasıdır dönüp duruyor. Herkes birilerine aşık. Çocukluktan tutun yaşlılığa kadar her türlü aşka tanık oluyoruz. Tam anlamıyla kötü bir karakter yok dizide bu da izlemem için bir neden oluyor. Çünkü biz dizilerde kötü karakteri pek yapamıyoruz.

Dizilerimizin uzunluğunu göz önüne alırsak bu dizi de bir süre sonra insanı sıkmaya başlıyor. İki saat bir bölüm çekiyorsunuz üstelik bir sezonunuz ortalama otuz beş bölümden oluşuyor, yazacak çok fazla şey bulamamanız olası. Bu konuda Aramızda Kalsın’da sürekli kendini tekrar ediyor. Ayrılıp birleşmeler, kavgalar barışmalar, saklanmalar açıklamalar, üstüne üstlük sürekli ailenin üzerinde dönen kara bulutlar standarttın dışına çıkmayan ve sürekli kendini tekrar eden bir örgü çıkarmaya başladı karşımıza. Celepoğlu ailesi iki günde bir bir borç batağının içerisinde didinip duruyor. Continue reading “Aramızda Kalsın”

Musallat 2: Lanet

İlk filmden mest kaldığımı şuradaki yazımda yazmıştım. Ancak ikinci film bazı konularda ilk filmin üstüne çıksa da ilk filmin verdiği zevki vermiyor. Aslında filmden çok şey beklemediğimi söylemem lazım. İlk filmde tam anlamıyla bir Musallat ekrana gelirken, ikinci film geçmişe dair bir büyüyü konu alıyor.

Filmi izleme sebeplerimden biri de baş rolünde Türkü Turan‘on rol alması. Kendisinin nasıl bir oyuncu olduğunu biliyoruz, ancak bu filmde bana beklediğimi vermedi. Bir korku filmi için kendisinin iyi bir seçim olduğunu gördük ancak karakter ile ilgili sanıyorum bazı problemler vardı. Karakter gizemli bir karakterdi ve bunu Türkü Turan iyi yansıtmıştı. Ancak karakterin gizemi o kadar fazlaydı ki bize beklediğimizi vermiyordu.

Karakterlerden bahsetmişken, Elif’in sosyetik sayılabilecek aile ve çevresi dışında diğer oyunculukları başarılı buldum. Elif karakterleri gibi sanki aile ve çevresi de zorlama gibi geldi bana. Tabi filmin en iyi performansı, Ümmü karakterini canlandıran Tülay Bursa‘nın sergilemiş olduğu performanstı.

Hikaye fena bir hikaye değildi. Ancak o kadar yavaş ilerliyordu ki zaman zaman sıkıyordu. Bir yere kadar olan biten çok iyi gizlenmişti. Biz bu konularda elimizi neden korkak alıştırıyoruz bilmiyorum. Film bir yerden sonra cinin çocuğuna döndüğünde hikaye sertleşmeyi kaldırabilecekken, oldukça yumuşak ve yavaş ilerliyor. Bu da izleme zevkini köreltiyor. Yönetmen farklı bir şey denemeye çalışmış keşke biraz daha abartıp gore’a çekseydi bence çok farklı ve güzel bir yapım olurdu.

Filmin bir çok sorunu senaryodan kaynaklanıyordu. Korku filmlerimizde karakterlerimiz ne zaman felsefe yapmayı bırakacak merak ediyorum. Gereksiz laf kalabalığı insanı sıkmaktan öteye gitmiyordu. Elif ve arkadaşının yaptığı bu felsefi ayrılık muhabbetleri akabinde alakasız gelen Elif’in rüyası hikaye adaptasyonunda problem yaşattı. Karakterler derinliksizdi. Kimin ne olduğu ne yaptığı belli değildi. Karakterler var ama hiç biri hakkında bir açıklama yok. Elif’n babasının doktor olduğunu sonradan öğreniyoruz ancak karakterde doktorlukla ilgili bir esinti yoktu.

Hikaye oldukça düzdü. Mantık hataları oldukça fazlaydı. Elif’in yumurtayı düşürme sahnesi, eve giren ailenin saçma saçma eve bakınması can sıkıcıydı. Aslında filmin şehir ortamında geçen bölümlerinin tamamı için aynı şeyi söyleyebilirim. Bir de asıl merak ettiğim ifrit 27 sene sonra enden icraata geçtiğiydi. Bence filmin en çok alık kurcalayan sorusu ve cevaplanmayan kısmı buydu. Filmin şehir ayağı ne kadar sıkıcı ve sorunlu ise, köy ayağı da bir o kadar aksiyon dolu ve oyunculuk bakımından o kadar iyiydi. Ancak tüm bunlar ilk filmin hissiyatını ve güzelliğini vermiyordu.

Film belki Musallat olarak girmeseydi vizyona kendi içinde iyi diyebilecektik. Ancak Musallat 2 yazılması otomatik olarak kıyaslamaya sokuyor izleyiciyi ve bu filmde kıyaslamada sınıfta kalıyor. Filmin kendi içindeki çelişkileri buna sebep. Karakter derinsizliğinden bahsettik ancak verilen tüyolar da yetersiz. Dayandırılan nedenler de oldukça sıradan. Buna Elif’in karanlık resimler çizmesine psikolojik destek aldığının bağlanması gibi. Bunun gibi bir çok sahne mevcut. Araya sıkıştırılmış sevgili,onunla yapılan muhasebeci muhabbeti de cabası.

Bu gibi noktaları saymakla bitmez. Keşke yönetmen biraz daha sert davransaydı. Sıradan kötü denebilecek bir film çıkacaksa ortaya farklı bir kötü film çıksaydı daha iyi olurdu diye düşünüyorum. Türk korku sineması hatırına izlene bilecek bir film Korkmayacaksınız ama gece izleyin daha iyi derim.

Yönetmen – Senaryo: Alper Mestçi

Oyuncular:

Tülay Bursa
Ummü
Zeliha Güney
Ozlem
Selim Gürata
Turan
Sinem Ocalir
Hacer
Basay Okay
Hatice
Koray Sahinbas
Ibrahim
Türkü Turan
Elif

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt2114440/