Twilight

Türkiye’de hatrı sayılır bir haysan kitlesi bulunan Twilight’ın beyaz perde uyarlamasını nihayet izleyebildim. Tabi Stephenie Meyer’in aynı adlı kitabını okumadığım için uyarlama konusunda pek bir şey söyleyemeyeceğim. Az çok konusu biliniyordur zaten filmin. Durağan geçen sahneler boyunca hadi ne olacak olsun bitsin tarzında cümleler kurmadım değil. Ancak bizim vampir filmlerimizin karakteristik çizgisi dışında olduğu için böyle bir tepki de vermiş olabilirim. Film boyunca pek eksik göremedim. Yani her şey gerektiği gibi. Her ne kadar bazı gelişmeler bana sıradan gelse de filmi şöyle özetleyebilirim. Bu filmdeki vampirler bizim vampir tanıyıp, bildiğimiz vampir cemaatine biraz ters vampirler. Mesela güneçşışığında ölmeyip üstüne üstlük altın gibi (şöyle bir benzetme yapsam uygun olur mu? Sahneye çıkan Fatih Ürek gibi parıl parıl..) parlıyorlar. Tabi bizim vampir tabirimize aykırı olduğu için ilk başta bir yadırgıyoruz ancak sonra göz alışınca bir anormallik olmuyor. Filmde işlenen aşk teması o kadar basit işlenmiş ki, hani siz nasıl, neye, neden aşık …

Back to Top