Nymphomaniac / İtiraf I&II

Dancer in the Dark‘tan sonra  filmlerinin hiç birini kaçırmadım. Bir çoğunu buraya yazmamış olabilirim ama Trier’in gizli hayranlarından biriyim. Gerek teknik açıdan gerekse filmlerinin hikayelerini farklı ve başarılı bulurum. Ancak çok adı geçen ve sansasyon olan Nymphomaniac izlemeden önce beni biraz tereddütte düşürdü. Öyle ki bir önceki filmi Melancholia‘yı çok başarılı bulmuştum. Bu filmin daha çekilmeden hakkında başlayan konuşmalar filmin merakının arttırılması aslında içten içe merak uyandırırken bir o kadarda film hakkında tereddütlere kapılmamı sağlıyordu. Filmi !F kapsamında izleyememiş, ancak sinemaya girme durumlarının konuşulmasına istinaden sinemada izlerim demiştim. Ne yazık ki film sinemada gösterime girmedi. Aslında vizyona girmesini de pek beklediğimi söyleyemeyeceğim. Girseydi bile iki üç sinemada bir iki hafta kalırdı film gösterimde. Tüm Trier filmlerinin Türkiye’deki ömrü bu şekilde olmuştur. Ne kadar doğru bilmem ama benim bu düşüncelerim gibi düşünülerek güya film vizyona sokulmamış. Continue reading “Nymphomaniac / İtiraf I&II”

The Adventures of Baron Munchausen

Biraz daha eskilere gidip 1988 yapımı usta yönetmen Terry Gilliam‘ın canlandırdığı çocuk hikayesi uyarlaması Baron Munchausen’in hikayesini anlatmak isterim size. Usta yönetmene yakışır iyi bir film The Adventures of Baron Munchausen. İki saat boyunca sıkılmadan izliyorsunuz filmi.

Peki Baron Munchausen kimdir? Kendisi zengin, etrafta efsane gibi, hikayeleri dolanan, Türklerle savaşmış, bir balonla aya gitmiş, oradan dünyaya ip sarkıtarak dönmüş, aydaki insanlarla tanışmış, idam edilecekken askerlerin attığı bir topun üstüne oturup uçmuş efsanevi bir barondur.

Terry Gilliam Brasil’den sonra çekmiş bu filmi. Aynı atmosfer bu filmde de mevcut.Bu sebeple film ne kadar absürt olursa olsun insan sıkılmıyor. Zaten film bir imkansızlıklar bütünü olduğu için “hadi be” bile demiyorsunuz.  Film abartılarla süslü. Türklerin saldırdığı bir şehirde herkes baronun hikayeleri ile kendini avutmaktadır. Hatta baron gelsin de bizi kurtarsın havasındadırlar. Bu arada baron çıkar gelir ve hikayelerini anlatmaya başlar. Aya yolculuğunu, ay adamının karısıyla flörtünü, Türklerle kapışmasını…

Tabi biz bütün saçmalıkları merak ve kahkahalarla izliyoruz. Baronun ekibi ise ayrı bir komedi. İki de bir Türkler, Türkler diyorum ya bu film Türklerden pekte iyi bahsetmiyor. Yakan, yıkan, korku salan bir ırkız dünyada… Film daha iyi olabilirmiş elbet ama sonuçta Terry Gilliam filmi deyip geri çekiyorum kendimi. Oyuncu kadrosu çok iyi. Arada birden karşınıza Uma Thurman, Robin Williams, Sting çıkınca karşınıza şaşırmadan edemiyorsunuz. Tabi birde, Uma Thurman’ın saf güzelliği daha bir çarpıyor gözünüze…

Yönetmen: Terry Gilliam

Senarist: Rudolph Erich Raspe (kitap), Gottfried August Bürger (kitap), Charles McKeown, Terry Gilliam

Oyuncular:

John Neville Hieronymus Karl Frederick Baron von Munchausen
Eric Idle Desmond / Berthold
Sarah Polley Sally Salt
Oliver Reed Vulcan
Uma Thurman Venus / Rose
Robin Williams King of the Moon (Ray D. Tutto)
Sting Heroic Officer

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt0096764/