Etiket arşivi: Vanessa Hudgens

Journey 2: The Mysterious Island

Doksan dört dakikalık süresiyle birden başlayıp biten bir film Journey 2: The Mysterious Island. Öyle ki süreyi geçtim filmin hikayesi kurgusu da bu şekilde. Ne zaman adanın şifresi geldi, nasıl geldi, birden bire nasıl çözüldü. Ne zaman kalkıp oraya gidildi. Derken helikopter bulunması, adaya tamda istenildiği gibi varılması, burada her şeyin ve yaşanan maceraların bir çırpıda olması ve geri dönülmesi… Filmi izlerken hangi arada tüm bunlar oldu şaşırdım.

Hikaye oldukça kısır. Filmin bir içeriği yok. Bir şeyler izliyorsunuz ama bunun neden olduğu hakkında bir fikir oluşturamıyorsunuz kafanızda. Üvey babanın, üvey oğluna yaranması, gözüne girme çabası diyebiliriz ancak hiçte bunu veren sahnelerle karşılaşmıyoruz. Film kendi içerisinde oldukça tutarsız. Sırf aksiyon olsun diye mantıksız sahneler var. Aklıma takılan konu ise, adanın belli dönemlerde suyun dibine çökmesi ve sonra tekrar yer yüzüne yükselmesi. Peki burada yaşayan devasa hayvanlar ne oluyor suyun altında bu konuda hiç bir şey söylenmemiş. Tabi tüm bu mantıksızlıklara kafa yorduğunuzda film izlenmez bir hal alıyor.

Dikkatimi çeken bir diğer konu ise karakterlerdi. Hiç bir karakter sağlam ve tutarlı değildi. Hank ve Sean karakterleri ana karakterlerdi. Gabato filmin komedi unsurunu oluşturmak amacıyla eklenmiş basit bir karakterdi. tam anlamıyla bir ayak bağıydı. Kailani’nin ise filmin güzel kız açığını doldurmaktan başla bir işe yaramadığını söyleyebilirim.

Film aksiyonla başlayıp aksiyonla bitiyor. Bu sebepten dolayı aksiyon olsun da ne olursa olsun mantığı güdülmüş. Belirttiğim gibi konu, kurgu, görsellik çok başarılı değil. Filmin Journey to the Center of the Earth tan pek bir farkı yok Zaten onun üzeirne oynanmış bir film. Ancak onun kadar eğlenceli ve üstüne düşünülmüş bir film olduğunu söyleyemeyeceğim.

Hikayeyi kısaca özetlemek gerekirse; Sean dedesinden bir mesaj alır ve bu mesajı çözmeye çalışır. Bu arada üvey babası ile de arası pek iyi değildir. Üvey babası Hank onunla arasını düzeltmek için şifreyi çözmeye yardım eder. Şifreyi çözünce de bu gizemli adaya doğru yola koyulurlar. Gittikleri yerde onları istedikleri koordinata götürecek kimseyi bulamazlar. Onlara yardımcı olan para göz üç kağıtçı Gabato ve güzel kızı Kailani’dir. İstedikleri adaya giderler ve burada Sean dedesini bulur. Ancak ada suların altında kalmak üzere olduğundan adadan kaçmaları gerekmektedir.

Filmi 3D izlemediğim için, 3D konusunda nasıldır bir bilgi veremeyeceğim. Ama konusuna ve oyunculuklarına bakınca, filmi 3D ile kurtarırız edası seziyorum. Aslında bu da zor gibi görünüyor. ben gayet basit çekimlerle karşılaştım. Tüm bu saydıklarıma takılmadığınız zaman bir çırpıda biten bir film. Vakit geçirmek için bire bir. Ama ben takarım diyorsanız, izlemeyin derim.

Yönetmen: Brad Peyton

Senaryo: Brian GunnMark GunnRichard OuttenJules Verne (kitap)

Oyuncular:

Dwayne Johnson
Hank
Michael Caine
Alexander
Josh Hutcherson
Sean
Luis Guzmán
Gabato
Vanessa Hudgens
Kailani
Kristin Davis
Liz

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt1397514/

http://www.themysteriousisland.com/

Sucker Punch

Beni çok tereddütte bırakan filmlerden biri Sucker Punch. Aslında film mi demeli yoksa güzel müziklerin klibi mi demeli pek bilemedim. Ama doğru olan şu ki müzikler kesinlikle çok güzel. Görüntüler eşliğinde de kendinizi bilgisayar oyunlarının tanıtımlarını izliyormuş gibi hissediyorsunuz. Bunun haricinde hikayede, senaryo ve kurguda çok fazla boşluk ve tutarsızlık var.

Hikaye bir kızın, üvey babasının annesini öldürmesi üzerine bir akıl hastanesine yatırılması ile başlıyor. Hastaneden anlaşmalı bir hizmetli ise onu orada tutmak, onu gerçekten hasta yapmak için kızın üvey babasından para alır. Kız hastaneye yatar yatmaz buradaki acısını hafifletip, dindirmek için kendisine bir dünya yaratır. Bu dünyada bulunduğu yer, büyük bir striptiz kulübüdür ve kızlar burada zorla çalıştırılmaktadır.

Kızımızın gerçek adı bu mudur hatırlamıyorum ama bu yarattığı dünyada kendisine Baby Doll’derler. Baby Doll bu kulübe bir papaz tarafından satılmıştır. Burada bir kaç gün içerisinde kendisine dans öğretilecek ve çok zengin bir adamla beraber olacaktır. Baby Doll buradan kaçmak için bir plan yapar ve plana bir kaç kızı daha dahil eder.  Biz daha gerçek dünyada ne olup bittiğini anlamadan, kendimizi Baby Doll’un yarattığı striptiz dünyasında buluruz. Burada anlam veremediğim bir olay ise kızımız acısını hafifletmek için neden kendisini bir striptiz kulüpte hayal ettiği. Karakterlerin gerçek hal ve durumları ile hiç bir kanıya varmadan hepsini bu striptiz kulübü karakterleri olarak tanıyoruz. Sanıyorum bu filmi daha izlenebilir kılmak için düşünülmüş bir şey.

Baby Doll başlarda ortalığı temizlemekle yetinir. Bir gün onun dansını izlerler. Dansı o kadar güzeldir ki onun dansı süresince insanlar kendinden geçer. Biz izleyici olarak bunun nasıl bir dans olduğunu çok merak etmemize rağmen göremiyoruz. Bu nasıl bir danstır ki herkesi puta çeviriyor. Bu dans sırasında biz Baby Doll’un hayal dünyasına açılan başka bir kapıdan bakarız.  Baby Boll burada adeta bilgisayar oyunlarının içine dalar ve oradaki düşmanlarla savaşır.

Baby Doll yaptığı planla bazı şeyleri toplayarak buradan kaçacağını düşünür ve arkadaşları ile birlikte bunları toparlamaya başlar. Baby Doll dans ederken arkadaşları gerekli malzemeleri toplarlar. Burada aklıma takılan bir konu da Herkesin dans sırasında hiç bir şey hissetmediği halde, arkadaşlarının nasıl normal yaşantılarına devam ettikleri. Tabi biz bu olayı bilmiyoruz. Dans esnasında biz, kızlarımıza verilen görevlerin yerine getirilmesini izliyoruz. Taş adamlarda dövüş, Nazi zombilerle savaş, nükleer bir saldırıyı engellemeye çalışmak.

Burada bir başka soru geliyor aklıma. Her ne kadar bu dövüş sahneleri Baby Doll’un hayalleri gibi dursa da, sanki bu striptiz kulübü hayali onun değilmiş gibi gözüküyor insana. Bu olsa olsa Snyder’ın fantezisi olabilir diye düşünüyorum ancak burada senaryonun bütünlüğü hepten kaybolmuş oluyor. Ne olduğunu nasıl olduğunu bilmediğimiz / anlam veremediğimiz bir hikayeye uzandırıyor bizi. Kurgu, hikaye oldukça karmaşık bir hal alıyor.

Aslında tüm bunları düşünmeden izlediğinizde, güzel kızların dans edip, seksi kıyafetlerle savaşması filmi oldukça izlenir kılıyor. Tabi müziklerin de etkisi kesinlikle unutulmamalı. Filmde zaten ne doğru zamanı ne de doğru makanı kavrayabiliyoruz. Savaş sahnelerindeki animasyonlar kesinlikle bilgisayar oyunu gibi. Kendini çok belli ediyor. Bu görüntüler arasında bizim karakterleri de animasyon olarak yerleştirselermiş pek sırıtmayacakmış ama, bu şekilde kızlarımızın perde önünde savaştıkları çok belli oluyor.

Film hakkında daha ne anlatılır bilmiyorum. Konusu oldukça basit, üç ayrı dünyada geçen film hiç biri hakkında bilgi vermiyor. Her şey havada iken akıp giden görüntüleri izliyorsunuz. Ancak filmin sıktığını söyleyemeyeceğim. Sürekli dövüşülen yerler kişiler değiştiği için film kendini izlettiriyor. Ama hatırlatmakta fayda var filmin müzikleri oldukça iyi. Soundtrack kesinlikle elde edilmeli.

Yönetmen: Zack Snyder

Senarist: Zack Snyder , Steve Shibuya

Oyuncular:

Emily Browning
Baby Doll
Abbie Cornish
Sweet Pea
Jena Malone
Rocket
Vanessa Hudgens
Blondie
Jamie Chung
Amber
Carla Gugino
Dr. Vera Gorski
Oscar Isaac
Blue Jones

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt0978764/

http://suckerpunchmovie.warnerbros.com/dvd/

Beastly

Sanıyorum böyle filmler için yaşım geçmiş. Evet aslında gençlik filmlerini severim ama, bu şekilde olanları beni pek sarmıyor sanırım. Duygusal yönümü mü kaybettim, koskoca bir kireç taşına mı döndüm bilemiyorum lakin bu film bana sıkıntıdan başka bir şey vermedi. Gayet ayrıntısız, sığ birden bire olup bitiveren bir filmdi. Şimdi filmin bir roman uyarlaması olduğunu düşünürsek hikayenin bu kadar sığ olabileceğini düşünmüyorum. Demek çekim ya da oyunculukta var bir sorun…

Filmin roman uyarlaması olduğunu bir önceki satırda belirtmiştim. Kaleme alan ise Alex Flinn. Romanı okumadım ancak uyarlamasının başarısızlığı romanı okumam için, bende istekte uyandırmadı. Görsellik olarak tatmin edici bir film değil. Kurgu başarısız. Neyin ne olduğunu anlamaya mahal vermeden her şey olup bitiyor. Oyunculuklar ortalama bir filme yakışır biçimde. Göz doldurmuyor ancak film Vanessa Hudgens‘i keşfetmeme sebep oldu. karakterinden midir kendisinden midir bilemem ancak benim için filmin ilerlemesi için tek sebepti diyebilirim.

Film zaten afişinde de belirttiği gibi modern bir “Güzel ve Çirkin” uyarlaması. Hikayenin bize verdiği ise önemli olan iç güzellik. Hayır aslında ben filmi izlerken bu mesajı alamadım. Film sanki zorunluluğun verdiği bir aşk gibi çıktı karşımıza. Kyle zengin yakışıklı biridir. Okulda seçimler yaklaşmaktadır ve Kyle sırf yakışıklı olduğu için kendisinin seçilmesi gerektiğini düşünmektedir. Zaten neresi olduğunu kestiremediğimiz bir yerde seçim konuşması yapılırken bunu da belirtir.

Koskoca okuldaki tek gotik ablamız olan Kendra bu görüntüsü yüzünden Kyle’in sözlü tacizine maruz kalır. Burada eksik olan Kendra kimdir sorusu ile tümleşik, bir güzellik konuşmasının yapıldığı yerde neden çirkin olarak adlandırılan kişiler hakkında hiç bir bilgi verilmemesidir. Lakin ilerleyen dakikalarda anlarız ki Kendra bir büyücüdür.

Kyle bir gün özür dilemek için Kendra bir partiye gitmeyi teklif eder. İkisi partide buluşur ancak Kyle burada da Kendrayı aşağılar. O gecenin sonunda Kendra ona bir büyü yapar. Kyle çok çirkin olacaktır ve bir sene boyunca kendisine gerçekten aşık birini bulmazsa hep bu şekilde kalacaktır. Bu arada partide kendisi ile röportaj yapan okul gazetesinin sevimli muhabiri Lindy ile tanışır. Lindy’nin tavırları onun ilgisini çekmiştir. Lindy ise ona zaten abayı yakmış durumdadır.

Kyle gece acayip bir şeye dönüşür. Babası onu estetik cerrahlara götürür ancak kimse bir şey yapamaz. Üstüne üstlük babası ortalıkta görünmemesi için, ona bir ev kiralar ve Kyle orada yaşamaya başlar. Eğitimi içinse görme özürlü bir öğretmen tutulur. Ev işleri için ise uzun süredir tanıdığı ve çocuklarından ayrı kalmış bir kadını… Kyle bu şekilde kime kendisinin aşık olabileceğini düşünürken, internette okul gazetesinde, Lingy ile çekilmiş resimlerini görür ve kız aklına gelir. Onu takip etmeye başlar. Her adımından haberdar olur.

Lindy’nin banasının başının belaya ulaşması üzerine adamla anlaşma yaparak, Lindy’i korumak amacı ile onu kendi evine getirir. Lindy başlarda buna karşı çıkar ancak evde kalmaya devam eder. Kyle ise kendine Hunter adını vermiştir. Başlarda görüntüsü yüzünden Linda’dan saklanır ona kendini sevdirmek için hediyeler alır. Amacı kızı kendine aşık edip bu büyüden kurtulmaktır. Bir süre sonra kızla yüzleşir ve iyi arkadaş olurlar. Aslında bu hep Hunter’in planı ile olur aslında her şeyi planlamıştır.

Her şey asında plan dahilinde giderken, olaylar gelişir. Kyle, Lindy’den umduğunu bulamamıştır. Linde yanından ayrılırken ona hissettikleri hakkında bir şeyler yazmıştır ama Hunter daha sonra utancından onun karşısına çıkamamıştır. Günle bu şekilde tükenir. Hunter, Kendra’dan ek zaman ister ancak alamaz. Lindy’de şehri terk edecektir.

Hunter, Lindy’yı giderken yakalar ve bütün duygularını açıklar. Lindy gider ancak Hunter yine eski haline dönmüştür. Derken Lindy arkadan Hunter’i yakalamak için koşturur ve mutlu son. Hazır sonunu getirmişken bazı noktaları da es geçmeyeyim. Tamam iyi güzel, dış görünüş önemli değilde Lindy, Kyle’in konunda sürekli hareketlenip evrim geçiren dövmeyi hiç mi görmedi yada bu hale nasıl geldiğini hiç mi sormadı? Filmde araya sıkıştırılmış bir şey ise Kyle’in Kendra’dan büyü bitiminde istedikleridir. Yanında çalışan kadın çocuklarına kavuşsun, hocası ise görmeye başlasın. Bu nasıl bir cezalandırmadır, cezalandırılan kişi bu istekleri neden yapar ben pek anlayamadım. Aslında anladım burada Kyle karakterinin “insanlaşması”ndan bahsediliyor ancak filmin akışı kesinlikle bunu veremiyor.

Kısa ve özetle diyebilirim ki Beastly başarısız bir roman uyarlaması. Duygusal ergenler için yapılmış onların hayal kurmasını sağlayacak sıradan bir film. Evet film kendini izlettiriyor. Belki bir şeyler olur edasıyla ancak sıkmaktanda geri bırakmıyor. Vaktim var diyenler ve gençler için. Yoksa zaman kaybı…

Yönetmen: Daniel Barnz

Senaryo: Daniel BarnzAlex Flinn (roman)

Oyuncular:

Alex Pettyfer
Kyle
Justin Bradley
Student
Mary-Kate Olsen
Kendra
Dakota Johnson
Sloan
Erik Knudsen
Trey
Vanessa Hudgens
Lindy

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt1152398/

http://beastlythemovie.com/