Museoun Iyag

Türkçeye “Korku Hikayeleri” olarak çevrilen Museoun Iyag (무서운 이야기) adı ile paralel bir şekilde hareket ediyor. Film ana konu çerçevesinde gelişen kısa hikayelerden oluşuyor. Her hikayenin ayrı bir yönetmeni, senaristi var. Film bana hem gerilim açısından hemde korku açısından pek bir duygu vermedi. Ama çocuklarla ilgili olan ilk bölüm karakterlerin çocuk olmasından dolayı merakla izlettirdi kendini. Hikayeler o kadar korkunç olmamakla birlikte pek klişe sayılmazdı. Kurgu fena değildi. Klasik korku sahneleri çokta fazla abartmadan kullanılmıştı. Ancak filmin en güzel tarafı ilk hikayedeki çocukların oyunculuklarıydı. Gerçekten mükemmel oyunculuk çıkarmışlar ortaya. Zaten Korelilerin oyunculuklarına genel olarak hastayım çok başarılılar.

Pasta / 파스타 (Pa-seu-ta)

Farkında olmadan bir haftalık ara vermişim. Tam da bir hafta olması kesinlikle denk gelmiş bir şey. Şimdi hazır tatildeyim diyorum sanırım bu açığı kapatırım. Aslında tek temennim bu ancak olmayada bilir. Olma ihtimali de düşük aslında. Hazır aradan dönüş yapıyorum uzun zamandır Kore dizisi yazmıyordum açılışı bir Kore dizisi ile yapayım dedim. Geçtiğimiz haftalarda Pazartesi Sendromu Kuşağında Sophie ile bu dizi hakkında konuşmuştuk. Tabi konuşma bitince zaten arşivde hazır olan diziyi izlemek farz oldu biraz. Öyle de yaptım. Aslında belirtmeliyim ki bu en kısa sürede izlediğim Kore dizisi. Bunun sebebi dizinin çok güzel yada akıcı olması, meraklandırması değil tamamıyla biran önce bitirme azmim. Eh 20 bölüm her biri 65 dakika derseniz ister istemez bitmesi için uğraşıyorsunuz. Bu diziden sonrada sanıyorum ki ben öyle pek özentili Kore dizilerini sevmiyorum. Aynı şekilde Coffie Prince’i de pek sevememiştim zaten. Bu dizi de pek sevemediklerimin arasına katıldı. Ancak işin içinde de yemek olunca, sevmemekte …

Back to Top