Etiket arşivi: Woody Allen

Wonder Wheel

Wonder Wheel yada Türkçe adıyla Dönme Dolap, Woody Allen’ın en iyi filmi değil. Ancak seksen küsür yaşına gelmiş birinden de beklenebilecek oldukça iyi bir yapım. Ben filmin atmosferini çok beğendim. tamamen 50’lerin havası vardı filmde. Gerek görsellik, gerekse müzikler ortamı gayet başarılı bir şekilde yansıtıyordu.

Asıl hikaye rutine dönen hayatlarımızı göz önüne alırken bunu hayatımıza giren farklılıklar üzerinden yapıyor. Ginny gençken tiyatro oyunlarında oynamıştır. Ancak herşey istediği gibi gitmez hayat onu farklı bir yöne iter ve Coney Island’da bir lünaparkta garson olarak çalışır. Kendisine ve çocuğuna kanat geren ise Humpty adında bir adam olmuştur. Günün birinde Humpty’in güzel kızı çıkagelir. Kız vakti zamanında bir mafya ile evlenmiştir ama ilişkileri bozulunca geri gelmiştir ve mafya onu aramaktadır.

Ginny, hayatının en sıkıntılı döneminde sahilde cam kurtaran olan ama aslında drama yüksek lisansı yapan Mickey ile tanışır. Onunla tanışması Ginny’nin hayatına bir farklılık getirir ve onunla bir ilişki yaşamaya başlar. Her şey güzel gitmektedir. Geleceğe ait planları daha da değişmiştir. Derken bir gün üvey kızı Carolina ile birlikteyken Mickey onları görür. Bu arada Mickey ve Carolina birbirlerine karşı birşeyler hissetmeye başlarlar. Ginny ise kıskançlık krizleri geçirmeye başlar. 

Kısaca hikayeyi anlatmak gerekirse bu şekilde. Karakterler yerine o kadar oturmuş ki haklarında bir soru işareti uyanmıyor. Gerçi o oğlanın hali me olacak ayrı bir soru. 

Karakterlerin oldukça doğal duygu ve düşünceleri dile getirilmiş. Bilhassa finalde anlatılan kısa süredeki rutine dönüş oldukça hoşuma gitti. Malesef o kadar yaygara koparıp biz de bir şekilde kendimizi rutine alıyoruz. Karakterler ile birlikte izlerken sizde kendinizi bir gözden geçiriyorsunuz. 

Tüm oyuncuların performansları çok iyiydi. Zaten hepsi iyi oyuncular ama Kate Winslet’in performansı ona bir ödül daha getirecek biçimdeydi. Müzikler ayrı bir güzeldi. 

Vizyondaki en iyi filmler arasında Wonder Wheel. 

Yönetmen – Senaryo: Woody Allen 

Oyuncular: Jim Belushi, Juno Temple, Justin Timberlake, Kate Winslet

Blue Jasmine

Woody Allen filmlerini pek sağlıklı izleyebilen biri değilim. Bunu diğer yazılarımda da yazmıştım. Nedense filmleri izlerken sıkılırım. Ancak Woody Allen‘in mekan çekimleri ve çalıştığı görüntü yönetmenleri iyi olunca görsel olarak ortaya güzel filmler çıkar, filmin geçtiği şehirleri benimseyerek izledim. Bir çok kişi görsellik konusunda eminim ki benim gibi düşünüyordur. Ben de yine Woody Allen filmlerinden sıkılacağımı düşünerek bu amaçla filmin başına oturdum. Tabi bir de filmin baş rolünde  gibi bir isim vardı ve En İyi Kadın Oyuncu Oscarını almıştı.

Tabi ben ‘in Oscar almasını pek yadırgamadım. Zaten iyi bir performans göstereceği kesindi. Ancak filmi izledikten sonra klasik bir  performansıyla karı karşıya kaldığımı gördüm. Evet performansı iyiydi ama kendisini daha iyi de izlemişliğim olmuştu. Ancak şu ana kadar izlediğim En İyi Kadın Oyuncu adayı oyuncular içinde (Amy AdamsSandra Bullock), ödülü yine ‘e verilmasının taraftarı olurdum. Zaten kadının duruşu, bakışı, varlığı bile ayrı bir karizma. Okumaya devam et

Vicky Cristina Barcelona

Her zaman derim ne yönetmenlerin filmini izledim sıkılmadan usanmadan ama Woody Allen denince ruhum sıkılıyor ama inatla geçmek bilmeyen filmlerini izliyorum. Filmi izlememdeki tek etken Scarlett Johansson desem yalan söylemiş olmam. Filmin konu olarak beni sarmadığını söylemem gerek, bu tarz yüzlerce film izlemişimdir. Genel olrak baktığımda filmin tek olumlu tarafı birbirinden güzel Barcelona görüntüleri. Tabi bu durumda akademi ödüllerinde en iyi yardımcı kadın oyuncu ödülünü alan Penélope Cruz‘a da değinmeden geçmeyeceğim. Açıkçası bu rolle ödülü alması beni biraz şaşırttı. Hani çok iyi bir performans gösterdi de film boyunca ben mi anlayamadım bilemiyorum. Zaten karşımıza filmin yarısında çıkıyor… Bağırıyor çağırıyor… Bu kadar…
Filme şöyle genel hatlaruyla baktığımda Penélope Cruz haricinde tüm karakterler silik. Sanki Woody Allen bu filmi Pénelope oynasın da ödül alsın diye yapmış. Diğer karakterlerin varlığını hissetmiyorsunuz bile. Film boyunca bir gram merak peydahlanmıyor içinizde… Görüntüler akıp geçiyor…
Evet baştada dediğim gibi Woody Allen filmleri beni sıkıyor… Önyargılı da olabilirm. 
Yoksa bu film beni aşıyor mu? Bilemeyeceğim, yorum yok. Ben beğenmedim ne diyeyim…
Biraz konuya değinirsek; Vicky ve Cristina yaz tatilleri için Barcelonaya giderler. Burada bir sergi kokteylinde eşinden yeni boşanmış olan ressam  Juan Antonio Gonzalo ile tanışırlar. Tanışmaları ise şöyledir. Cristina, Juan Antonio Gonzalo’dan etkilenmiş ve sürekli onu izlemektedir. Bunu anlayan Antonio bu durumu es geçmez ve o da bu iki kızı izlemeye başlar. Bir süre sonra Antonio bu iki kızın yanına gelerek geceyi beraber geçirme teklifinde bulunur. Daha tutucu ve nişanlı olan Victoria bu teklifi red eder. Ancan Cristina dünden razıdır. Arkadaşını yalnız bırakamayan Victoria küçük uçak yolculuğu ile gidecekleri yere gitmek zorunda kalır ancak bir pazarlık yapmışlardır birlikte olma konusunda kimse söz vermemiştir. 
Ancak Cristina dünden razıdır bu iş için tam başbaşa kaldıkları zaman Cristina’nın üsleri tutar ve hastalanır. Bütün haftayı yatarak geçirir. Victoria ise sevmediği Antonio ile gezmek zorunda kalır. Tabi işler daha sonra arap saçına döner. Antonio Victoria ile beraber olur. Derken Antonio hızını kesemez Cristina ile birlikte olmaya başlar hatta beraber yaşamaya bile koyulurlar… Bu arada Antonio’nun eski karısı Maria Elena çıkagelir… Hepsi de kardeş kardeş geçinir bir süre…
Pembe dizi gibi anlattım sanırım ama filmin gidişatı böyle… Film hakkında tek yorumum Antonio yerinde olmak isterdim yönünde…
Linkler:
Oyuncular
Rebecca Hall Vicky
Scarlett Johansson Cristina
Javier Bardem Juan Antonio Gonzalo
Penélope Cruz Maria Elena