Jin líng shí san chai

Çinli usta yönetmen Yimou Zhang‘ın son filmi Jin líng shí san chai. Diğer filmlerine göre daha sert ve gerçekçi bir film çıkıyor karşımıza. Tabi bunun sebebi filmin Nanking Kuşatması/Katliamını ele alması. Tabi bir Çinli olarak olaya Çin tarafından bakılmış. Muhtemelen Japon tarafı da farklı şekilde savunacağı filmler yapmış/yapacaktır. Tabi benim ele alacağım kısım bir soykırım yada ya da kimin ne yaptığı değil sadece sinemasal olacak. Ancak şunu da görüyoruz ki iki aynı coğrafya insanı nasıl bu hale geliyor şaşılacak iş. Aslında film karşımıza bir çok yönüyle bilindik bir şekilde çıkıyor. Savaş,ölüm, tecavüz vs… Bir çok kez Nazileri konu alan filmde bunun gibi sahneler izledik. Yani film öldürme ve tecavüz sahneleri içermesiyle ve bazı sahnelerin gerçekten rahatsız edici olmasıyla oldukça başarılı. Zaten ne olursa oldun kim olursa olsun bu tarz bir film izlediğimizde bu bizi sarsacaktır.

Yi Ge Dou Bu Neng Shao / Not One Less

Geri mi döndüm? Sanırım. Üvey evlat yerine koyuyorum ya şu blogu içim parçalanıyor vallahi. Ne yapalım arada böyle ihmallikler oluyor ki bir daha olmayacağının garantisini veremem ama beni saygı ve sevgi ile karşılayacağını biliyorum. Festival filmlerine ara veriyorum. Zaten şu aralar sağlıklı bir biçimde film izlediğim de söylenemez. Eh o zaman arşivde izlenmiş filmlere uzanmaya devam etmeli… 天上有个太阳 Yimou Zhang‘ın yönetmenliğini yaptığı  bir film, Yi Ge Dou Bu Neng Shao. Eğitim, öğretim ve azmin ne olduğunu bu filmde görüyorsunuz. Konu, oyunculuk, yönetim tak anlamıyla başarılı. Film Xiangsheng Shi‘nin 1997’de yazdığı  “A Sun in the Sky” (天上有个太阳 / Tiān Shàng Yǒu Ge Tàiyáng)´dan uyarlanmış. Film kırsal alanda bir köyde geçiyor. En yakın kasabaya ulaşım çok zor ve okulun tek öğretmeni, başka bir bölgede yaşayan annesini ziyarete gitmek zorunda kalınca, köyde çocuklara eğitim verecek kimse kalmaz. Köyün muhtarı, civarda oturan ve okuma yazma bilen küçük bir kızı öğretmen olarak sınıfa getirir. Tabi …

Shi Mian Mai Fu / House of Flying Daggers

 十面埋伏 Türkçeye Parlayan Hançerler olarak çevrilen ve başrollerinde Takeshi Kaneshiro gördüğümüz bu film bize görsel bir şölen sunuyor. Takeshi Kaneshiroyu görüyoruz ama aynı zamanda Yimou Zhang yönetmen koltuğunda oturuyor. Tabi kadro bu kadarla bitmiyor. Pek bir zengin… Konusuna baktığımızda klasik bir konunun ötesine geçmiyor. Bir kez daha biz Türkler ne filmler yapmışız diyoruz ancak biz işte onların yaptığı gibi görselliği oluşturamıyoruz. Eh bizim de bir farkımız olsun diyorum… Gerek görsellik, gerek müzikler, gerek icra edilen dövüş sanatı, gerekse oyuncuları ile gönülde taht kuran bir film. Herşeyi böyle güzel olan bir film aslında hikaye konusunda biraz eksik kalmış. Dedik ya Türk filmlerini aratmıyor bu da aslında filmin artıları arasında kayboluyor. Bir göze çarpan da bir türlü ölmeyen ablamız… Filmdeki ilk dans sahnesini izlemek zaten insana kafi geliyor. Şimdi filmin konusunu anlatsam mı anlatmasam mı karasızım ancak bu anlatılan görselliklerin içine bir aşk hikayesi yerleştirilmiş… Film Japonya ve Korede “Lovers” anlamına gelen kelime ile takdim …

Back to Top