Etiket arşivi: Zafer Algöz

Arif v 216

Uzun bir süreden beri ilk defa bir filmden sonra ekşi sözlüğü açıp ne demişler diye baktım. Tabi yazıdan önce. Genelde sonradan bakardım. Baktım ama son bir kaç sayfada genelde olumlu eleştriler var. Bu eleştiriler arasında olumsuz eleştri yapanlara atflar var ama ben bu olumsuzlara pek ulaşamadım. Peki ben nasıl yorum yapacağım? Aslında bu konuda kafam karışık.

Öncelikle büyük bir prodüksiyon olduğunu belirtmeliyim. Zaten bu yönüyle kesinlikle izlenmesi lazım. Keşke Türk sineması böyle büyük prodüksiyonlara kucak açsa. Gerek kostümler, gerekse efektleri buna ek mekan tasarımları fevkaladeydi. Hata otunculuklarda aynı şekilde. Ancak filmden çıktıktan sonra “film izledik mi” diye sordum kendi kendime.

Senaryoya baktığımızda oldukça havada bir hikaye var. Bir yerlerde ipin ucu kaçıyor bunu hissediyorsunuz. Hikaye tatlı tatlı akarken sahne geçişi bile size ne oldu şimdi diye sordurtuyor. Basit bir hikaye üzerine Cem Yılmaz göndermelerle işi kurtarmaya çalışmış. Evet göndermelere güldüm mü güldüm ama tamamına da değil çünkü bir süre ne izlediğimi kavrayamadım.

O kadar çok kişi ve filme gönderme vardı ki asıl olması gereken ana hikayeye odaklanamıyordunuz. Filmi bir yere koyamadım mesela, komedi, dram, bilim kurgu? Hepsinden biraz ortaya karışık. Birden üst karakterin çıkıp biz zaten filmdeyiz demesi de cabası. Evet filmdeydik ama ne izliyoruk orası biraz  bilinmez.

Film kendi içerisinde yarattığı gerçeklik konudunsa sorgulattı beni. Belki 69 senesinde, hiç etliye sütlüye dokunmadan, 216’yı kurtarmaya çalışsalardı daha aklıma yatacaktı ama tekrar geleceğe dönüp bozulmuş bir dünya dönüp düzeltmek için geçmişe tekrar dönmek iyice kafamı kurcaladı. E dünyayı kurtarıyorsun ama aslında bütün dünyayı değiştiriyorsun, nasıl oluyorda finalde yine eski dünyaya giriyorsun. Evet göndermeler iyiydi ama fazla ve hikayenin ana akışında çatlaklar oluşturuyordu.

Mekan, dekor, giysi tasarımları oldukça mest etti beni. Bir geçişle eski yeni bütün ünlülere yer verilmesi de ayrı bir keyifti. Herkes çok duygusal bulmuş ama Sadri Alışık ve oğlu arasındaki günah çıkarma mahiyetindeki diyalog bence çok gereksizdi. Araya Barışmanço girdi Doğukan’la da o yapsaydı aynı işi…

Filmdeki en keyif aldığım sahneler Zeki Müren sahneleriydi. Kesinlikle Çağlar Çorumlu çok iyi canlandırmış Zeki Müren’i. Keşke Şöyle bir dedektif, süper kahraman gibi bir Zeki Müren filmi yapsa, fevkaladenin de fevkinde olur efendim.

Görsel olarak film iyiydi. Ancak bazı yeşiil perde yerleştirilmelerinde sorun vardı. Mesela ip üstündeki sahneden genel olarak ip üstünde olamdıkları belliydi hatta bir iki sahnede bariz ipin arkasındaydılar. Aynı şekilde finaldeki hava alanı sahnesi. Karakterler çok önde ve arkada çimlerde dahil, tüm binaların yapay olduğu belli oluyordu. Bu arada gelecekteki sahneleri, yani karanlık tarafı daha çok beyendim.

Film hizlıca akıyor çünkü her dakikasında bir aksiyon var. Bu konuda bir sıkıntısı yok. İlk bölüm daha akıcı daha keyifli, ikinci bölümde iş biraz aksiyona bağlıyor ve görmek istediklerimizden biraz soyutlanıyor film.

Cem Yılmaz’ın en iyi filmi değil, Pek Yakında ile başlattığı Yeşilçam’ Saygı Kuşağına bir film daha eklemiş. Açıkçası Pek Yakında bana daha samimi gelmişti. Bir film gözüyle baktığımda eksikleri çok ama keyifli bir film.

Yönetmen: Kivanç Baruönü

Senaryo: Cem Yilmaz,

Oyuncular:  Cem YilmazOzan GüvenÖzkan Ugur

http://www.imdb.com/title/tt6697582/

Pek Yakında

Zaman akıp giderken yine bir bayram arifesinde vizyona gören Cem Yılmaz filmi ile birlikteyiz. Bu film sanki izleyici yönüyle biraz buruk gibiydi. Buna sebep belki de Cem Yılmaz’a uygulanan anlam veremediğim boykottu. Belki de ben filmi AVM salonlarında izlemediğim için o meşhur yoğunluğa denk gelmedim.

Bu film diğer filmlere kıyasla biraz daha farklıydı. Hokkabaz in tadını yakalayan ancak daha farklı bir yapımdı. Bu da Cem Yılmaz’ı komik olarak görmek isteyen çevre için oldukça sıkıcı bir film olarak çıktı karşımıza. Şimdi son dönemlerde yapılan Cem Yılmaz komik mi polemiğine bende başka bir yönle bakarak Cem Yılmaz sinemayı öğrenmiş diyorum. Okumaya devam et

Umut

Genel hatlarıyla bakıldığında klasik Yeşilçam filmlerinden birisi Umut. Konu ve işleyiş olarak film bizi izlerken hiç şaşırtmıyor. Ancak klasik ve iyi bir drama olasına rağmen eksikleri çok fazla. Peki neden iyi bir drama? Türk insanının damarına basacak bir konuya değinmiş.

Eksiklerden bahsettim. Bunların en başında oyunculuk geliyor. Yan karakterler, ana karakterlerden daha iyi oynamış filmde. Zafer Algöz, Fikret Hakan’a diyecek yok tabi. Ancak ana karakterimiz, Yılmazı canlandıran, Selim Erdoğan bu role pek kendini adapte edememiş anlaşılan. Tabi bir diğer adaptasyon sorunu da Meryem karakterini oynayan, Seda Bakan’dan gelmiş. Aslında adaptasyon sorunu yaşamamış bu role uymamış. Bu iki oyuncu dışındaki diğerlerine ise söylenecek söz yok. Hatta küçük oyuncu, Bertan bile onlardan daha iyiydi. Okumaya devam et

Yahşi Batı

Artık Cem Yılmaz filmlerine alışmış durumdayız. bana öyle geliyor ki, arada gişe filmleri arada, ise biraz daha sanatsala yakın filmler yapma çizgisi üzerinde ilerliyor. Gişe üzerine oynayan filmlerden birisi de Yahşi Batı. Ancak bu işi rakiplerine emsalle daha uğraşlı bir şekilde yerine getiriyor.

Filmin hikayesi basit. Belki de milyonlarca kez bu konuya yakın western filmi izlemişizdir. Bu klasik konu içine konulan “buraya Türk’ gitse” fikri eklenmiş. Tabi dönem itibari ile Osmanlıyı göndermişler. Görsel olarak başarılı bulduğum bir film. dekor ve kıyafetlere bilhassa dikkat edilmiş. Zaten filmi kurtaran da bu. Onun haricinde yer yer karşımıza çıkan espriler, çok tatmin edici değil.

Filmde Cem Yılmaz şovu izliyoruz, sanki gösterisine gitmişiz gibi. Karakterler çok olmasına ve çeşitlilik olmasına rağmen espriler tek bir ağızdan çıkıyormuş gibi geliyor. Film bazı bölümlerde akıp giderken bazı bölümlerde akmakta zorlanmış bu da skeçler bütünü gibi gözüken filmin aralarda bağlanmasında sorunlar çıktığını gösteriyor. Görüntü ve dekor açısından ilerlemiş, kurgu ve hikaye açısından gerilemiş bir filmdi. Filmde biz götürdük imajı daha ağır basmıştı. Günümüze olan göndermeler o kadar fazla ve açıktı ki, göze batıyordu.

Filmin devamının geleceği kesin çünkü ekip bu kez uzak doğuya gidiyor. Eminim ki Cem Yılmaz’dan daha iyi uzak doğu malzemeleri çıkar. Film kesinlikle başka filmlerle kıyaslaması gerekmeyen bir film. aşlı başına bir film. Tek sorun ki kendi gerçekliğinin dışına çıktığı için biraz havada kalıyor. Ancak bu bir komedi filmi. Bir komedi filminin de ne kadar iyi olduğu görecelidir. Ancak belirttiğim gibi ben, kostüm ve dekor, aynı zamanda karakter ve oyuncululara tam puan veriyorum. Keşke senaryo, kurgu ve espriler daha iyi olsaydı.

Yönetmen: Ömer Faruk Sorak

Senarist: Cem Yılmaz

Oyuncular:

Cem Yılmaz Aziz Bey
Ozan Güven Lemi Bey
Zafer Algöz Sheriff Lloyd
Demet Evgar Susan Van Dyke
Özkan Uğur Kızılkayalar

Linkler:

http://www.yahsibati.com/

http://www.imdb.com/title/tt1567448/

Duruşma

Usta senarist Umur Bugay‘ın senaryosunu yazdığı yönetmenliğini ise Yalçın Yelence‘nin yaptığı 1999 yapımı bir film Duruşma. Kadronun zenginliği resmen göz dolduruyor. Ancak film Umur Bugay’ın “Bizimkiler” dizisinden bildiğimiz sadeliği ile aslında bir sinema filmi değilde bir televizyon filmiymiş havası veriyor bize. Sanıyorum ki sinemada gösterime girmedi, televizyonda ise TRT’de geç saatlerde yayın hakkı buldu bu film. Çünkü oyuncuların dolayısı ile oyunculukların çok iyi olduğu bir yapım biraz toplumsal ve sönük kalmış.

Renkler, bir hikaye anlatıyormuş tonlarında. Gerçektende filmi izlerken, bir hikaye izliyorsunuz edası hakim filmde. Gayet sevyeli ve düzgün aile filmi çıkmış karşımızda. Zaten Umur Bugay’dan aksini beklemek imkansız gibi bir şey. Açıkçası filmi çok komik bulmadım. Ancak konu ve oyunculuk filmi izletmek için yetiyor. Filmde yer yer üstü kapalı, yer yer direkt toplumsal eleştiriyi sunmuş. Bu arada medyatik olma yolunda atılan yollar yapılan işler gayet başarılı bir şekilde anlatılmış.

Film bir boşanma davasında açılış yapıyor. Tabi duruşma esnasında, geçmişe dönerek biz de geçmişe dair olanları izliyoruz. Aslında bu duruşmayı özel kılan iki evliliğinin ardından hala bakire olan Nazan. Tabi avukatın da sayesinde olay medyatik olup çıkıyor. Dizi ve albüm teklifleri alıyor. Tabi film boyunca olayların aslını izliyoruz.

Cavit, Selami ve Nazan aslında küçüklükten beri arkadaştırlar. Cavit ve Selami Nazan’a aşıktır ve aralarında Nazan için bir çekişme başlar ve bu bir yarışa döner.  Öncelikle yarışı, Cavit kazanır ve evlenirler. Ancak Cavit bütün hiper aktifliğine rağmen Nazan ile birlikte olamaz. Nazan sürekli bir bahane uydurmaktadır. Aradan bir yıl geçer o yada bu sebeple yine birlikte olamazlar ve Nazan boşanma davası açar. Sebep ise Cavit’in bir sene boyunca kendisi ile ilişkiye girmemesidir.

Boşanma olayına Selami bayılır. Daha boşanmanın kırkı çıkmadan Nazan Selami ile evlenir. Aslında bu kez Nazan her şeye hazırdır ama Selami tutukluk yapar. Hacı, hoca,büyü derken bir yıl geçer ve Selami de amacına ulaşamaz. İşte bizim izlediğimiz duruşma da, bu boşanma davasıdır.

Film çok doğal. İzlerken film olduğunu unutuyorsunuz. Oyunculuklar mükemmel demiştim. Olması gerektiği gibi, hiç birinin rol olduğunu anlamıyorsunuz. Aslında ben bu filmi tiyatro sahnesinde izlemek isterdim. Umarım günün birinde oynanır ve izleme fırsatı bulurum. ama bu kadro ile… Türk sinemasının izlenmesi gereken filmlerinden birisi Duruşma…

Yönetmen: Yalçin Yelence

Senarist: Umur Bugay

Oyuncular:

Meltem Cumbul Nazan

Zafer Algöz Selami

Güven Kıraç Cavit

Güzin Çorağan Anne Necla
Rutkay Aziz Avukat

Mehmet Akan

Tuncay Akça
Cezmi Baskın

Linkler:

http://www.sinemalar.com/film/2295/Durusma/

http://www.imdb.com/title/tt0263294/