Damage – Fatale

 

 

1992 yapımı filmin yönetmen koltuğunda Louis Malle var. Filmi yıllar önce izlemiştim ancak geçtiğimiz günlerde hazır elime geçmişken tekrar izleyeyim dedim. Filmi çok sevdiğimden değil sadece Juliette Binoche‘u görmek için. Filme uzak bir anekdotla başlamak lazım bu film çekilirken (ki sanıyorum hala öyle) Juliette Binoche ve Jeremy Irons iki ayrı düşmanmış. Buna rağmen ikisininde böyle cinsellik yüklü bir filmde oynaması sinema sen nelere kadirsin dedirtiyor insana. Profesyonel oyunculuk bu olsa gerek.

 

Tabi hala nasıl bir para bu filmde oynamaları için kendilerini yan yana getirdi o da ayrı bir konu. Filmin harika müziklerini de Zbigniew Preisner yapmış. Yani prodüksiyon olarak sağlam bir film var karşımızda. Ancak nedense film biraz soğuk gibi geldi bana. Kendimi filme bir türlü adapte edemedim. Kurgunun çok başarılı olduğunu söyleyemeyeceğim. Ancak buna rağmen film akılda kalıcı etkili bir film.   Film Josephine Hart‘ın romanından uyarlama. Bu filmin roman uyarlaması olduğunu da göz önünde bulundurduğumuzda yönetmenin / senaristin duygu aktarımlarını pek beceremediğini düşünüyorum. Continue reading “Damage – Fatale”

Üç Renk – Trois Couleurs

Haftalardır içimde bir Krzysztof Kieslowski’nin (çok zorlanıyorum bu ismi yazarken) Trois Couleurs üçlemesini izlemek gibi bir dürtü var. Lakin seninin ilk filmi ve Juliette Binoche’a hayran olmamı sağlayan Bleu’nun dvdsi bozulduğu için seriye bir türlü başlayamadım. Şimdi birden tekrar aklıma düştüde hazır boşluk bulmuşken iş yerinde youtube’dan en azından dinleyeyim dedim.
Eğer bu cumartesi üzerimden tembelliğimi atıp yine haftalardır ertelediğim Kadıköy’e gidebilirsem filmi edinmeyi düşünüyorum. Biraz feraha ulaşabilirim sanırım o zaman…
Düşündüm de Bleu finalini paylaşmamın bir sakıncası olmaz sanırım… İşte Kieslowski ve Zbigniew Preisner (buisimde de zorlanıyorum) dehası…