Kayıtsız cümleler kurmak istiyorum.

Kayıtsız cümleler kurmak istiyorum. Ama biliyorum ki her kaleme aldığım, her tuşa dokunduğum kayıt atında. Sadece ağzımdan çıkan kelimeler kimse tarafından duyulmayan belki de kaile alınmayan. Elbette kimseye sitem savurup en iyi yaptığım iş olan suç atmayı yapmayacağım. Bunca yıldır yaptım da ne oldu sanki? Yine olduğum yerde değil miyim? Peki olmak istediğim yer neresi? Bazen haksızlık ettiğimi düşünüyorum. Amaçsız bir şekilde anlık kararlaştırdığım amaçların gerçekleşmesini diliyorum. Anlık dediysem günü birlik yada anlık heveslerin tutkunu olduğum düşünülmesin. Elbet hepsinin bir geçmişi bir hikayesi var.

Pof

Az önce ruh halimin aşırı sıcaklardan kaynaklandığını söyleyen bir haber izledim. Muhtemel durumuma kulp takma olayında tanımadığım etmediğim ama güzel bir psikoloğun -yoksa psikiyatrist miydi?- böyle bir yorumda bulması beni sevindirdi. En azından yeni bir kulp arayışım şimdilik son bulmuştu. Gerçi şimdi dikkat ettim de haberlerdeki her şey psikolojikmiş. 

Şu an yazasım gitti…

Değişim 

Güneşin sıcaklığı altında ağırlığıyla beş para etmeyecek bedenimi daha fazla yapış yapış olmasın diye bir mumya gibi hareketsiz bırakıyorum. Göbeğim ile desteklediğim kollarımın en uç noktasında bir telefon, eşsiz olduğu söylenen parmak izlerimi bir ekran üzerine bırakıyorum. Eşsiz olduğu için insanların gözüne sokmak mı amacım?  Yo… Zaten sosyal medyada sürekli buna maruz kalıyorum. Dikkat ettim de aile sosyal medyası haricinde fit olmayan insanlarla karşılaşmıyorum. Eh insan göze hitap etmeyince haliyle gönülden de ırak oluyor. Sen yok, görsellik yok, yetenek yok, para zaten hiç yok hal böyle olunca insan oturup en iyi yaptığı işi yapıyor ve düşünmeye başlıyor. Çoğu işe yaramayan yersiz düşünce bunların. Değişimi ararken defalarca Çarıklı Milyoner’i izledim. Oh kuzum… Ka’tır ka”tır… 

Burayı da biraz canlandırsam ama nasıl? 

Şiştikçe 

Şişmeye devam eden bir karnım var. Nasıl bir mutasyona yoruyorsam, bir saat içinde genişleyen hacmim, örnek verebileceğim hiç bir canlı türü ile eşleşmiyor.

Biraz sonra gelecek habercisi olan bilim kurgu filmlerinde rastladığım gibi bir yaratığın varoluşuna kaynak olacağım sanırım. Bu her tuvalet çıkışında ardımda bıraktığım kırmızılık ne ola ki? 

Hep aynı 

Hep aynı adımları atıyorum, hep aynı kıyafetler üzerimde ve hep aynı şehrin kokusu, derime nüfuz etmiş benliğimi ele geçiren alışkanlıklar bunlar. Her defasında vazgeçmek uğruna yaşadığım hayal kırıklıkları kat edemediğim koca bir yoldan ibaret. Her düşünce, her gözlem, her okuyuş, her izleyiş aklıma katamadığım fikirlerden ibaret. Günbe gün kendimi yiyip bitirdiğim fikirlerden. Saadetin tanımından yola çıkarak herkes gibi yapmaya çalışıyorum. Kim gelecek, Kim kurtaracak? Öldürmeye başlamadan kendimi…  

kimseyle aşık atacak hayallerim olmamıştı. çoğunlukla insanların göstermelik hayatlarına özenirken, aslında hayallerinin hayatlarından öteye geçmediğini anlamıştım. özenilen hayat aslında herkesin erişebileceği bir çizgiyidi. ben ise yıllar önce çizgiyi aşmış, hayallerimin olabilitisesizliği karşısında ezilmiştim. dolayısıyla bu durum beni yalnızlığa itmişti, bir monologdan çok, bilinmeyenle olan diyaloğa… 

Back to Top