Siccin 4

Yeni bir olaya girsem de acaba sinema da izlediğim filmlerin yorumlarını böyle hemencecik film arasında ve sonunda mı yapsam. Siccin 4 ile bir deneme başlatayım en bakalım olacak mı? Bu arada iyi bayramlar.  Filmin ilk yarısı sorunda, Bir önceki filmine bağlantısı var mı yok mu tereddütünde kaldım. Küçük kız bir önceki filmde de vardı başından birşeyler geçmişti. Eğer o önceki filmdeki kız, aile de o aile ise bu arada küçük erkek çocukları var mıydı hatırlamıyorum ailenin gayet sıradan hiç birşey olamamış gibi hareket etmesi gayet enteresan. Ben önceki film ile bağlantısı olmadığını varsayıyorum.  Aile borç batağı içinde adamın annesinin evine taşınır. Küçük çocuğun kalp gözü açıktır ve olan biteni görür. Ancak konuşmaz. Bu durumdaki çocuğa anne ve babasından çok küçük ablasının destek ve göz kulak olması garip. Bu konuda çok fazla ayrıntıya girmeyeceğim.  Geçen ilk bölümde film en fazla elli saniyelik sekanslara ayrılıyor ve her birinde bir aksiyon mevcut. Bu parçalar …

We Are Still Here

2015 yapımı korku filminin yönetmen ve senarist koltuğunda Ted Geoghegan var. Film oldukça klişe başlayıp buş şekilde devam ediyor. Bazı sahneleri filmi vasatın üzerinde tutmaya yetiyor ama genel olarak baktığımızda film kesinlikle bekleneni vermiyor.  Filmin durgunluğu, kamera açılarının temizliği yönetmenin kamera hareketlerinde aksiyona girmemesi temiz bir izlenim sunuyor. Öyle fazla seste kullanılmamış. Yani tek düze başlıyor ve bitiriyorsunuz filmi.

Arundhati

Bir süredir korku filmi izlememiştim. Bir süredir Hint filmini de izlememişken bari bir Hint korkusu izleyeyim dedim. Araştırırken 7,2 IMDB puanlı Arundhati’ye denk geldim. Puanda bu kadar yüksek olunca izlemeye başladım. Arundhati aslında bir Hint tanrıçası. Bu filmde de ona değinilmiş. Ana karakter olan Arundhati’de halk tarafından kutsal sayılan biri. Film hem geçmiş hem gelecekte geçiyor. Filmin süresi yine uzun ama hem geçmiş hem gelecek derken hikaye hızla akıyor. Hint filmlerinin olmazsa olmazı danslar da mevcut ancak sayıları az ve mantıklı yerlerde. Göz ardı edebiliyorsunuz.

Insidious: Chapter 3

İlk filmi beğenmiş, ikinci filmi klişe bulmuş biri olarak üçüncü filmden pek haz etmediğimi söylemek zorundayım. Öyle ki film benim için sıkıcı geçti, sıkıcı geçmesiyle beraber de film sonunda aklımda kalan hiç bir sahne olmadı. Sanırım Insidious’ın da Paranormal Activity gibi serisi çıkacak. Öyle ki ailenin geçmişine kadar indik. Bu durum çok mu gerekliydi, gördüğüm kadarıyla buna evet diyemeyeceğim. Keşke hiç çekilmeseydi. Üçüncü bölüm birinci bölümün öncesi olarak karşımıza çıkıyor. Ancak filmin sonunda bu ne birinci bölüme tam olarak bağlanıyor nede ikinci bölüme atıfta bulunuyor. Muhtemel bir dördüncü filmin hikayesinin temelleri atılmış oluyor bu şekilde. Filmin yönetmeni diğer iki filmin senaristi ve oyuncusu Leigh Whannell. Bu kendisinin ilk yönetmenlik deneyimi ve aslında yazmakla yönetmek arasındaki fark ortaya burada çıkıyor. Yönetim çok kötü olmamakla birlikte ilk iki filmin yanından geçmiyor. Hikayenin de sönük olması yönetimdeki eksikler filmin keyifli izlenimini ortadan kaldırıyor. Yönetimde eksiklik olmasına rağmen ses kullanımı benim hoşuma gitti. Oyunculuklar da beni …

Kiseijuu / Kiseijuu: Kanketsuhen

Yine korku filmi izlemeyi düşünürken uzun zamandır Japon filmi izlemediğimi fark etmemle hem Japon hem korku olsun arayışımda Kiseijuu’yu yani bilinen adıyla Parasyte’ı buldum. Aslında Kiseijuu Hitoshi Iwaaki‘nin Kodansha‘dan çıkan bir mangası. 2014 – 2015 yıllarında da Kenichi Shimizu tarafından animeye uyarlanarak televizyonlarda yerini almış. Ben anime arayışı içerisinde Kiseijuu’yu görmüştüm ama kasmasın diye izlememiştim. Lakin hata yaptığımı anladım. Her neyse. Bizim konumuz ise 2014 ve 2015 yıllarında Takashi Yamazaki‘nin çektiği film. Bu iki filmi aynı anda değerlendirmemin sebebi, aslında iki filmin birbiri ile bağlantılı bir olması. Yani ilk filmde bir şeyler olup bitiyor da ikinci filmde başka şey oluyor değil hikayenin tamamı iki bölüme ayrılmış. Bunun sebebi Amerikan sinemasında rastladığımız gişe açgözlülüğü değil, hikayenin ayrıntılarının es geçilmek istememesi olarak görüyorum. Bu arada sanıyorum mangaya sağdık kalınarak öyle çok fazla aksiyona girip bir kahraman oluşturma davasına gidilmemiş.

Goosebumps

Ne izlesem diye araştırırken fantastik öğeleri kapsaması IMDB’den de 6,7 gibi bir puan alması sebebi ile Goosebumps’ı izlemeye koyuldum. filmin baş rolünde Jack Black‘i görünce aslında beklentim de çok fazla olmamıştı. Sonuçta Jack Black ortalama filmlerle karşıma çıkan bir isimdi. Filmin yönetmen koltuğunda ise yine aynı ismin oynadığı Gulliver’s Travels filminin yönetmeni Rob Letterman var. Letterman’ı Shark Tale ve Monsters vs. Aliens gibi animasyonlardan da hatırlıyoruz. Tabi ben filmi izlerken bunları bilmiyordum. Zaten filmin konusuna falan da bakmadım. Film hakkında tek bilgim afişte gördüklerimdi. Neyse filmi izlemeye başladım. Benim izlediğim kopyadan mıdır nedir filmin sesleri çok hoşuma gitmedi başlarda. Oyunculuklar da girişte fazla tatmin etmedi. Zaten konu da oldukça klasikti. En azından girişi…

Münafık

Son dönem Türk sinemasında korku demeyeyim ama o türe yakın olan gerilim filmleri içerisinde izlediğim an kaliteli yapımlardan biri Münafık. Tabi başta da belirttiğim gibi korku demiyorum bu filme. Çünkü korkudan çok bir psikolojik gerilim ve dram filmi. Tabi işi ilginç hale getirmek için biraz doğa üstü olaylar kullanılmış ama filmin en olmamış yanı da bu olayların tam anlamıyla kurgulanamamış olması. Filmin renkleri ve mekanları çok güzeldi. Görüntü yönetimi olarakta iyi bir film çıktı karşıma. Filmin ana karakterlerinin oyunculukları, sahnelerde kullanılan müzikler ve efektler oldukça başarılıydı. Çok korku filmi olmamasından mıdır nedir fazla gürültüye maruz kalmadık. Bu da benim açımdan keyifli bir film izlemesi oldu. En azından kimin ne dediğini anladık.

Back to Top