The Spirit

Uzun zamandan beri yazmak için beklettiğim, tabi arada unuttuğum filmlerden biri de Frak Miller’ın The Spirit’i. Bir Miller hayranı olarak es geçmem imkansızdı tabi. Filmlere göz atarken yakalandığımda artık yazmanın vakti geldiğini hatırlamış oldum.

Will Eisner’in aynı adlı çizgi romanından uyarlanan filmde Jaime King, Gabriel Macht, Eva Mendes,Samuel L. Jackson, Scarlett Johansson, karşımıza çıkıyor. Elbette filmi Diğer Miller filmleriyle bilhassa da Sin City ile aynı etkiyi beklemek fazla umutlanmak olur ki diğerleri kadar başarılı bir film değil.

Buna rağmen bu türü sevenler için yine izlenebilecek bir film. Kareler düzel ve ilgi çekici ancak film kendini izlettiremiyor bir türlü. İzletme konusunda en büyük etken Scarlett Johansson ve Eva Mendes.

Spirit, Central City’yi korumak için polis ile beraber, çalışan bir süper kahramandır. Aslında kahramanımız da eski bir polistir. Öldürülür ve tekrar dünyaya geldiğinde maskesini takarak Polisi de arkasına alarak suçlularla savaşmaya başlar. En büyük düşmanı ise  The Octopus’tur. Spirit, suçluları kovalarken eski kız arkadaşınında suçlu olduğunu öğrenir.

Linkler
http://thespiritmovie.com/
http://www.imdb.com/title/tt0831887/

Vicky Cristina Barcelona

Her zaman derim ne yönetmenlerin filmini izledim sıkılmadan usanmadan ama Woody Allen denince ruhum sıkılıyor ama inatla geçmek bilmeyen filmlerini izliyorum. Filmi izlememdeki tek etken Scarlett Johansson desem yalan söylemiş olmam. Filmin konu olarak beni sarmadığını söylemem gerek, bu tarz yüzlerce film izlemişimdir. Genel olrak baktığımda filmin tek olumlu tarafı birbirinden güzel Barcelona görüntüleri. Tabi bu durumda akademi ödüllerinde en iyi yardımcı kadın oyuncu ödülünü alan Penélope Cruz‘a da değinmeden geçmeyeceğim. Açıkçası bu rolle ödülü alması beni biraz şaşırttı. Hani çok iyi bir performans gösterdi de film boyunca ben mi anlayamadım bilemiyorum. Zaten karşımıza filmin yarısında çıkıyor… Bağırıyor çağırıyor… Bu kadar…
Filme şöyle genel hatlaruyla baktığımda Penélope Cruz haricinde tüm karakterler silik. Sanki Woody Allen bu filmi Pénelope oynasın da ödül alsın diye yapmış. Diğer karakterlerin varlığını hissetmiyorsunuz bile. Film boyunca bir gram merak peydahlanmıyor içinizde… Görüntüler akıp geçiyor…
Evet baştada dediğim gibi Woody Allen filmleri beni sıkıyor… Önyargılı da olabilirm. 
Yoksa bu film beni aşıyor mu? Bilemeyeceğim, yorum yok. Ben beğenmedim ne diyeyim…
Biraz konuya değinirsek; Vicky ve Cristina yaz tatilleri için Barcelonaya giderler. Burada bir sergi kokteylinde eşinden yeni boşanmış olan ressam  Juan Antonio Gonzalo ile tanışırlar. Tanışmaları ise şöyledir. Cristina, Juan Antonio Gonzalo’dan etkilenmiş ve sürekli onu izlemektedir. Bunu anlayan Antonio bu durumu es geçmez ve o da bu iki kızı izlemeye başlar. Bir süre sonra Antonio bu iki kızın yanına gelerek geceyi beraber geçirme teklifinde bulunur. Daha tutucu ve nişanlı olan Victoria bu teklifi red eder. Ancan Cristina dünden razıdır. Arkadaşını yalnız bırakamayan Victoria küçük uçak yolculuğu ile gidecekleri yere gitmek zorunda kalır ancak bir pazarlık yapmışlardır birlikte olma konusunda kimse söz vermemiştir. 
Ancak Cristina dünden razıdır bu iş için tam başbaşa kaldıkları zaman Cristina’nın üsleri tutar ve hastalanır. Bütün haftayı yatarak geçirir. Victoria ise sevmediği Antonio ile gezmek zorunda kalır. Tabi işler daha sonra arap saçına döner. Antonio Victoria ile beraber olur. Derken Antonio hızını kesemez Cristina ile birlikte olmaya başlar hatta beraber yaşamaya bile koyulurlar… Bu arada Antonio’nun eski karısı Maria Elena çıkagelir… Hepsi de kardeş kardeş geçinir bir süre…
Pembe dizi gibi anlattım sanırım ama filmin gidişatı böyle… Film hakkında tek yorumum Antonio yerinde olmak isterdim yönünde…
Linkler:
Oyuncular
Rebecca Hall Vicky
Scarlett Johansson Cristina
Javier Bardem Juan Antonio Gonzalo
Penélope Cruz Maria Elena