Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku

Aslında filmi sinemada izleyecektim ama bir türlü fırsat bulamamıştım. Şimdi kendime neden fırsat bulamadım diye kızıyorum. Bence Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku kesinlikle sinemada izlenmesi gereken bir film. Neden mi? Sadece destek olmak için. Çünkü bence başarılı bir yapım.

Film İlhami Algör’ün kısa bir romanından uyarlanmış. Kitabı okumadım ama okunacaklar arasında aldım. Filme gelince kitap ile kıyaslamaya giremeyeceğim ama bence başarılı bir uyarlama olmuş. Oldukça doğal, sade, şatafatsız bir anlatımla film aslında vermek istediğini vermiş. Evet standart bir üslupla ilerlemiyor film, belki finalde yada hikaye ilerlerken bir çok kez “e n’olmuş” tabiri kullanabilirsiniz ama bence zaten filmde olması gereken de buydu. Continue reading “Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku”

Eve giden yol 1914

2001 yapımı Şellale’den sonra 2006 yılında çektiği filmi Semir Aslanyürek‘in. Şellale’den sonra kendisini oldukça beğenmiş ve takip listeme almıştım. Sürekli de yeni filmi ne zaman çıkacak diye takipteydim. Bu film 2006 yılında çekilmiş ama aldığım duyumlar üzerine izlememiştim. Ama yeni filmi 7 avlu çekilince ister istemez bu filim de izledim. Keşke izlemez olsaydım. En azından aklımdaki Semir Aslanyürek tabusu kırılmamış olurdu.

Filmi Şellale ile kıyaslamaya girmeyeceğim bile. Çünkü kıyaslanacak hiç bir şeyi yok. Biri nasıl bir baş yapıt olarak duruyorsa diğeri o kadar vasat duruyor. Açıkçası film benim için tam anlamıyla bir hayal kırıklığı oldu.

Filmin kadrosuna baktığımızda, Türk sinemasındaki bir çok önemli ismi görüyoruz. Bu kadroyu görünce zaten insan ister istemez filmi izlemek istiyor. Ancak hiç birisinden filmde adam akıllı performans göremiyoruz. Bu da karakter derinliklerinin olmamasından kaynaklı. Senaryoda bu konu ile ilgili çok açık var. Karakterler derinliksiz ve düz. Filmde o kadar çok olay oluyor ki takip etmekte zorlanıyorsunuz. Her bir olayda havada askıda kalıyor. Final ise ayrı bir muamma.

Görüntüler ve görüntü kalitesi çok kötüydü. Sesler sanki sonradan dublaj yapılmış gibi ancak sanki bu dublajlar da bir İngiliz’e yaptırılmış gibiydi. Bazı konuşmalar şiveli bazıları İstanbul Türkçesi kıvamındaydı. Birbirini tutan hiç bir tarafı yoktu. Müzikler ise filme uymamış ve oldukça yorucuydu. Yani filme genel olarak baktığımızda bu iyiydi diyebileceğimiz bir şey görmedim ben. Hikaye karma karışık demiştim, tarihi alıntılar yapılmış yapılmasına ama farklı zaman dilimleri aynı zamana sıkıştırılmış. Film ne bir kurtuluş filmi olarak, ne de bir aşk filmi olarak başarılı değil ve milli nede aşk duygusunu izleyiciye geçirebiliyor.

Özetlemek gerekirse film benim için tam bir hayal kırıklığı oldu. Böyle bir kadroya yazık olmuş ve bu yapımın ardında da Semir Aslanyürek gibi bir ismin olması da canımı çok sıktı açıkçası. Oyunculuklardan tutun (Tek göze batan farklı tiplemesi ile Emre Altuğ’du) tüm öğeleri ile olmamış bir film Eve giden yol 1914.

Yönetmen – Senaryo: Semir Aslanyürek

Oyuncular:

Metin Akpınar
Resat Aga
Erdal Beşikçioğlu
Mahmut
Melisa Sözen
Safiye
Emre Altuğ
Halit
Ali Sürmeli
Servet Aga
Erdinç Olgaçli
Akif
Irem Altug
Iffet
Ege Aydan
Demirci Butros

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt0826541/

Behzat Ç. Seni Kalbime Gömdüm

Sonunda beklediğim film vizyona girdi ve çok fazla vakit kaybetmeden bende izlemeye gittim. Aslında aklımda film ile ilgili türlü türlü kurgu vardı. Son Hafriyat romanının tam anlamıyla sinema uyarlaması mı karşımıza çıkacaktı, yoksa dizinin bir bölümü niteliğinde film mi karşımıza çıkacaktı. Ben ikincisi ile karşılaştım. Behzat Ç. Seni Kalbime Gömdüm bir film olma özelliğinden çok bir dizi olma özelliği taşıyordu. Tabi dizi olamayacak kadar daha pahalı bir yapım o ayrı bir konu.

İzlerken filmi biraz kitaba endeksli yürüttüm. Bir çok bölüm elbette filmde yoktu. Ancak olması gerekenler de filmde yoktu. Filmi izlerken sanki bazı sahnelerin kırpılmış olduğunu hissettim. Sahneler sanki birinden diğerine kovalıyormuşçasına atlıyordu. Tabi bu gidişat hikayede ve kurguda bazı açıklara sebebiyet veriyordu. Redkid’in yurt ve askerlik maceraları daha ayrıntılı verilebilirdi. Birde çalıştığı fabrikada yaptıkları. Redkid’in saklama merakı ve zekası bu bölümlerde ortaya çıkıyordu aslında.

Filmin senaryo ve kurgusunu eksik buldum. Hikaye daha da canlanabilirdi. Kitapta olan psikolog bölümü filme dahil edilseydi film daha tatlı bir hal alınırdı. Evet film konu ve kurgu bakımından eksikti ama oldukça da eğlenceliydi. Bunun sebebi elbetteki oyunculardı.

Oyunculuklara kesilikle hiç bir şey denemez. Filmde en korktuğum oyuncu Cansı Dere’ydi ancak o da bu güzel oyuncular içinde sırıtmamış. Redkit, Pembo, Gorbaçov, Kolsuz Ahmet karakterleri tam anlamıyla oturmuş. Dizinin diğer karakterlerinin de performansı yine yerindeydi.

Teknik olarak film diziye oranla pek fazla yenilik getirmemiş. Hayaletin tabut arama maceraları dışında. Bu da ayrı bir tat vermiş filme. Ancak Türk filmlerinin çoğunda gördüğüm ses problemi bu filmde de vardı. Sinemadan mıdır bilmiyorum ama ses düzeyi çok düşüktü. Buna rağmen konuşmalar anlaşılabilir ve yüksekti. Ancak seslerin ses kanalı geçişlerinde sanki kes yapıştır vardı. Ses ön hoparlördeyken kamera sola hareket ettiğinde sesin sola doğru hafifçe geçmesi lazım ancak filmde ses direkt geçiş yapıyordu ve bu beni bu yapım için rahatsız etti.

Tüm bunların dışında film oldukça eğlenceliydi. Diyaloglar yine başarılıydı. En önemlisi de sansür yoktu. Küfür ediyorlardı, sigara içiyorlardı… Kitaba göre Behzat’ın ağzından 216 hiç düşmezdi, filmde 216 hiç verilmemiş, çok sigarada içmiyordu. Tabi kitabı okuyunca birde oyuncuların her şeyi başarılı bir şekilde verebileceklerini bilince, ayrıntıları çok arıyorsunuz. Filmde ayrıntılar yok sanıyorum en büyük hayal kırıklığıda bu.

Filmin süresi dizilerin süresi kadardı. Süreyi biraz daha uzatıp hikayeyi daha ayrıntılı işleyebilirlerdi. Her şeye rağmen güzel eğlenceli bir film olmuş. Özlemiştik iyide geldi. Gidin izleyin derim ben… Her şey sansürsüz bir Behzat Ç için…

Yönetmen: Serdar Akar

Senarist: Serdar AkarEmrah Serbes

Oyuncular:

Erdal Besikçioglu
Behzat Ç.
Tardu Flordun
Redkit
Cansu Dere
Canan Erguder
Savci Esra
Fatih Artman
Harun
Ege Aydan
Sevket
Hakan Hatipoglu
Selim
Hazal Kaya
Berna
Inanç Konukçu
Hayalet
Berkan Sal
Akbaba
Berke Üzrek
Cevdet
Hakan Boyav
Kendini Ahmet Sanan Süleyman
Nihat İleri
Rıza Kocaoğlu  Pembo
Tolga Tekin
Gorbaçov Hasan

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt2010914/

http://www.behzatcsenikalbimegomdum.com/

Son Ders: Aşk ve Üniversite

Gerek oyunculuklar (genç oyuncuları devre dışı bırakıyorum) gerekse diyalogları ile başarılı bir film Son Ders: Aşk ve Üniversite. Film sizi ayrı boyutlara çeken filmler kategorisinde. Ancak bunu sırf hikaye ve oyunculuklarla yaptığını söylemem gerekli. Çünkü görüntü ve çekimler konusunda aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Bu film için görüntüler şiirsel olmalıydı ancak sıradan bir şekilde kalmış. Belkide filmin bu kadar sönük kalma sebeplerinden biride görselliğinin yetersiz olması.

Aynı şekilde hikaye tahmin edilebilir düzeyde olmasına rağmen kurgu başarısız. Hikaye atlayarak gidiyor. Ne oldu deyip atlayan bu hikaye ve görüntülere bir kulp takmak zorunda kalıyorsunuz.  Filmin süresi çok rahatlıkla uzatılabilirdi. En azından bu anlam veremediğimiz atlayan sahnelerden uzaklaşmış olurduk. 96 dakika film ve anlatmak istedikleri için kısa gibi.

Baş rolde ise Ferhan Şensoy karşımızda. Nedense ben Ferhan Şensoy’u ekranın ardına pek yakıştıramıyorum. Kendisi tiyatro sahnesinde bir dev gibi parlarken sanki kameraların önü onu kısıtlayıcı bir kafesin içine alıyor. Bu filmde de onu hissetmiş olmama rağmen yinede tatmin edici bir oyunculukla karşı karşıyayız. Eminim ki bu film sahneye alınsa çok çok daha iyi bir performans görebiliriz Ferhan Şensoy’da.

Diğer oyunculuklara da değinmek lazım tabi. Gençlerin oyunculukları çok göze batıyordu. Burada Durul Bazan’ı söylediğim gençlerden ayırmak lazım. Performansı oldukça iyiydi. Diğerlerine kıyasla da Ekin Türkmen biraz daha sıyrılıyordu rolden. Diğer oyuncular oynamaktan çok yaşarken onların oynadıkları oldukça belliydi.

Film 1970 yılında, bir grup sosyalist öğrencinin başından geçenleri anlatarak başlıyor. Bu grup polis baskınında bu arkadaşlar ilerde görüşmek için sözleşirler. Savundukları görüşü o süre içerisinde yayacaklardır. İçlerinden bir kişi polise kalır ancak o da bir şeyler demez.

Bu arada üniversiteye yeni bir hoca gelmiştir. Öğrenciler bu yeni hocayı çözmeye çabalar. Hoca ilk dersinde “İlk dersimiz kimsenin buradan alınacak derse ihtiyacı olmadığı”dır deyince tabi herkesin kafası karışır. Bir arkadaş grubundan Ulaş dersi nasıl geçecekleri konusunda hoca ile konuşmaya gönderilir. Cem hocanın odasında hocaya ait bir günlük bulur ve onun fotokopisini çekerek bir kopyayı kendine alır.

Hocanın yıllar önce sevgilisini terk edip gittiğini aslında hiç bir şeyi ertelememesi gerektiğini günlükten okur. Günlüğü okudukça etkisinde kalmıştır. Ulaş’ın da açılamadığı, sevdiği bir kız vardır. Hocası Hakan Aymaz’ın günlükte yazdıkları sayesinde kıza açılır. Kız çevre koruma derneğine üyedir ve eylemlere katılmaktadır. Bu arada Ulaş hocasının geçmişini de araştırmaktadır.

Filmin başında ayrılan beş devrimci arkadaşın sözleştikleri gibi birleştiğini görürüz. Ancak biri gelmemiştir. Bu dört kişiden biri hariç, diğerleri çok zengin olmuştur. Diğeri ise polise kalan ve ideallerinin dışına çıkmamıştır. Bu kişide Cem’in babasıdır.

Büyük bir kimya fabrikasının işlerini bozuyorlar diye Ulaş’ın sevgilisi Deren göz altına alınca Ulaş’ta onunla birlikte göz altına alınır. Ulaş’ın babası holding sahibi arkadaşı Caner’ e gider onları kurtarması için. Bu sırada öğrenciler de Hakan Hoca’ya durumu bildirirler. Hakan Hoca apar topar karakola gider. Ancak burada onun arandığı tespit edilir ve tutuklanır. Burada Hakan Hoca’nın devrimci arkadaşlardan birinin olduğu anlaşılır. İsim değiştirmiş ve üniversite hocası olmuştur.

Ben ayrıntısız bir özet yaptım. Filmin kesinlikle izlenmesi gerekmekte. Diyalogların, hikayenin tam anlamıyla anlaşılabilmesi için. Eğer filmde ayrıntılara çekimlere biraz daha dikkat edilseydi, bir baş yapıt olma yoluna girebilirdi. Dönem eleştirisini oldukça başarılı bir şekilde yapan film.

(Biraz düzensiz bir yazı oldu. Neye değinip değinmem konusunda tereddütte kaldım. Affola : ) )

Yönetmen: Iraz OkumuşMustafa Uğur Yağcıoglu

Senarist: Mustafa Uğur Yağcıoglu

Oyuncular:

 Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt1171721/

http://www.sinematurk.com/film_genel/20366/Son-Ders–Ask-ve-Universite

http://tr.wikipedia.org/wiki/Son_Ders:_A%C5%9Fk_ve_%C3%9Cniversite

Behzat Ç. Bir Ankara Polisiyesi

Aslında uzun uzun diziden bahsetmeyeceğim. Zaten bir çok kişi şu dönemde dizi hakkında on binlerce kelimeyi yan yana getirmekte. Bu sebepten olanı biteni kendi düşüncelerim eşliğinde yorumlamak bende kalsın. Ancak şu da bir gerçek ki, Behzat Ç. Bir Ankara Polisiyesi Türk dizi tarihinin en iyi dizilerinden…

Dizi artık rutinliği takip eden hem cinslerinden sıyrılmakla kalmayıp onlara gerek senaryo, gerekse çekimler olarak bir kaç gömlek fark atıyor. Tabi burada bir yapımda oyunculuğun ne kadar önemli olduğunu tekrar gözümüze sokuyor. Bu işi bir kaç şarkıcı parçasına, birilerinin güdümlü oyunculuklarına değil de, gerçek oyunculara bıraktığımızda karşımıza neler çıkıyor bu dizi bize gösteriyor.

Bilhassa olay yaratan, yüzümüzü şekilden şekle sokan final bölümündeki oyunculuklara dikkat çekmek isterim ki, kesinlikle bu oyunculuklar diğer dizi ve sinema oyuncularına ibret olarak okutulmalı. Tabi bu arada dizinin içine çeken bize çokta uzak gelmeyen insanları da cabası. Her bir karakterin hayata bakışı, hisleri oldukça başarılı bir şekilde yansıtılmış bize. Her bir karaktere o kadar sempati duyuyoruz ki, bu yaklaşım yani tanıştığımız bir insan gibi karakterlere yaklaşmamızı ve onlara bu derinlikte ısınmamızı sağlıyor.

Tabi birde basit olmayan konusu var dizinin. Öyle ki dizi tam anlamıyla kurgulanmış. Ufak tefek devam sorunları dışında tüm olasılıklar düşünülmüş ve şaşırtıcı bir final yapılmış. Bazı sosyal ortamda final hakkında teoriler üretilmiş, kısmen de olsa bunlar doğru çıkmış ancak buna rağmen final vuruculuğundan hiç bir şey kaybetmemiş.

Dedim ya herkes çok şey anlattı diye. Aslında anlatılacak değil izlenmesi gereken bir dizi. Finali izlediğinizde dizinin diğer bölümlerini tekrar izlemek istiyorsunuz. Final diziye yakışır bir şekilde olması gerektiği gibi olmuş. Ne yalan söyleyeyim bu zamana kadar izlediğim diziler içinde izlediğim en iyi finale sahipti ki buna yabancı yapımlarda sahip. Öncelikle hiç bir şey ortada piç gibi kalmadı. Her şey sonucuna vardı ki soru işaretleri belki de diğer sezonun üzerine gideceği noktalar.

Kesinlikle izlenmesi gereken bir dizi. Sanki dizi Türkiye’nin Old Boy’uydu konu anlamında, hatta o duyguyu verme açısından da. Türkiye’den çıkmış son zamanlardaki en iyi yapım. Herkesin böyle yapımların yolundan gitmesi dileğiyle…

Yaratıcı Ercan Mehmet Erdem
Emrah Serbes
Senarist İlke Yeşilay
Birol Tezcan
Yönetmen Serdar Akar
Doğan Ümit Karaca
Zekeriya Kurtuluş
Behzat Ç. Erdal Beşikçioğlu
Hayalet(Sabri Özay) İnanç Konukçu
Harun Sinanoğlu Fatih Artman
Akbaba(İsmet Arif Karasu) Berkan Şal
Bahar Ayça Varlıer
Savcı (Esra) Canan Ergüder
Şule Ayça Eren
Eda Seda Bakan
Şevket Ege Aydan
Ceyda Elvin Beşikçioğlu
Selim Hakan Hatipoğlu
Gönül Pelinsu Pir
Cevdet Berke Üzrek
Ercüment Çözer Nejat İşler
Memduh Başgan Güven Kıraç

Linkler:

http://tr.wikipedia.org/wiki/Behzat_%C3%87._Bir_Ankara_Polisiyesi

http://www.startv.com.tr/BehzatC/