İstanbul’da yağmurlu bir gün.

İstanbul’da yağmurlu bir gün. İnsanlar, vapur seyahatlerinde ekseriyetle iç kısımları seçmiş, Şehir Hatlarının rahmetli Barış Manço’nun adını bahsettiği vapurun iç bölmeleri, ağustos güneşinin altında kalmış gibi terletiyordu insanları. Göz ile görünen denize bırakın girmeyi yaklasamiyorsunuz bile. Arada yağmur damlalarinin şiddeti ile sükunete bürünen deniz, zaman zaman yağmurun ateşkes imzalamasıyla hırçınlığını …

arıza gibi bir şey…

blogda bir süredir canımı sıkan ufak tefek sıkıntılar vardı. bunları düzelteyim derken bir de baktım hepsi çökmüş. o arada iki blogla uğraşamadığımı, birine yazarken diğerine yazamadığımı blogların belli periyotta güncellenemediğini gördüm. bu da canımı sıktı. nedense bu sıralar her şey canımı sıkıyor. bu sıkıntılar sebebi ile blogların ikisini de birleştirmeye …

Bu blog 5 yaşında…

Ciddi ciddi beş yaşında. Blogu kurup ilk yazıyı yazalı (ki önceden yazılmıştı) tam beş sene olmuş. Tabi öncesinde güncelleyip durduğum bir site vardı. “html” ile bir site ne kadar hızlı güncellenirse o hızla güncelleniyordu o zamanda. Ancak “blog” kavramının gelmesi yazma işlemini işlemini dahada kolaylaştırdı. Bu süreç içerisinde bloga ilk ev sahipliği …

Şaka bir yana, Hell-A dergisi için yazdığınız blog sayfası hakkında ortalıkta dedikodular dolaşıyor. Mükemmel bir şey. Teşekkürler. Fakat… Bu isal olmaktan farksız bir durum. Sadece bazı şeyler beni rahatsız ediyor ve ben de onları çıkartıyorum. Yani onları yazıyorum. En son takıntınız nedir? İnsanların gittikçe daha da aptallaşması… Şöyle ki; Muazzam bir teknolojiye sahibiz ve …

vay be!

hayatta en uzun yaptığım iş bu bl0g oldu. 5. senenin içerisindeyim. bakalım nereye kadar uzanacak. neler saçmaladım acaba. şöyle geriye döndüğümde blogta benimle birlikte değişmiş. insan arkasında yazılı bir şeyler bırakınca değiştiğini daha iyi anlıyor. ben ki kişisel girdilere pek izin vermesem de blogta, değişimi fark edebiliyorum. genel izlenimim de …

3. blog…

aslında ikisi ile başa çıkamıyorum üçüncüyü nereme sokacağım diye düşünüyorum. ama içimde öyle bir blog açma hevesi var ki ne yapacağımı bilmiyorum. zaten şu sıralar yazmaya fırsatta bulamıyorum. 24 saatlik gün diliminin 8,5 saatini zaten iş sebebi ile bilgisayar karşısında geçiriyorum… bir iki olsa neyse… kalan zamanın 8 saatini uyuyarak …

Back to Top