Ginger Snaps Trilogy (Ginger Snaps – Ginger Snaps: Unleashed – Ginger Snaps Back: The Beginning)

Ginger Snaps üçlemesi ile karşınızdayım. Tabi bu filme ne kadar üçleme diyebilirim o da ayrı bir konu. Fikrin üçleme olarak çıkmasından çok sanki sonradan bu filmin gideri var deyip diğer iki filmi de çekmişler. Öyle ki ilk film 2000 yılında çekilirken ikinci ve üçüncü filmde dört yıl aradan sonra 2004 yılında çekilmiş. Continue reading “Ginger Snaps Trilogy (Ginger Snaps – Ginger Snaps: Unleashed – Ginger Snaps Back: The Beginning)”

TRASGREDIRE

Bir Tinto Brass klasiği ile karşı karşıyayız. Film için ne demeli bilmiyorum. Yine çelişkili yorumlar ardarda gelebilir. Sanatsal bir film mi, pornoya kaçan erotik mi düşündürücü. Ancak mevzu bahis bir Tinto Bras filmi olunca her şey mubah… Film teşhircilik üzerinde duruyor. Sarışın genç , güzel ve çekici bir kadının iç çamaşırı kullanmamaktadır. Tabi bu durumda birazda kendi isteği ile erkekleri baştan çıkarır.
Film erotik drama olarak geçiyor. Aslında hikaye teşhirciliğin yanında kıskançlık ve aldatma konularına değinmiş. Ancak filme göre şehvet (küçük aldatmalar) çiftlerin cinsel hayatına renk ve heyecan katacağı anlatılmış. Genç ve güzel karla sevgilisinden ayrı olarak farklı bir şehire gelir. Burada bir daire kiralar ve erkek arkadaşının gelmesini bekler. Sevgilisi Matteo ise, Carla’nın kendisini aldattığını düşünmektedir.
Matteo, Carla’ya inanmaz ve onu fazla bunaltır. Hatta telefonda ayrılırlar bile. Carla içindeki bunalımı atmak için, orada tanıştığı emlakçı Moria’nın evine gider. Ertesi gün ise Matteo çıkar gelir ve ikisini evde basar. Carla durumu izah eder ancak Matteo onu dinlemez… Matteo, Carla’nın geçmişinide sorgulamaya başlar…
Final olarak Matteo’da doğru yolu bulur ve Carla’nın yolundan gider. Ancak böyle bir fikir değişikliğine nasıl kapıldı ben anlayamadım. Görüntüler, çekimler her Tinto Brass filminde olduğu gibi başarılı. Carla karakterini oynayan Yuliya Mayarchuk ise tam anlamıyla nefes kesici…
Türü / Tinto Brass meraklısı için izlenmesi gerekli bir film… Boş vakitte de keyifle izlenebilir aslında…
Yönetmen: Tinto Brass
Oyuncular:
Yuliya Mayarchuk
Carla
Jarno Berardi
Matteo
Francesca Nunzi
Moira
Max Parodi
Marion
Mauro Lorenz
Bernard
Leila Carli
Nina

Versus

Pek sevdiğim Japon yönetmen Ryûhei Kitamura‘nın adından bahsettirdiği film Versus. Öncelikle söylemek gerekir ki film herkesin izleyeceği türden bir film değil. Önce B-Movie sevmelisiniz. Sonra filmde karşınıza çıkacak şeylere gerçek hayatta mantık aramayacaksınız. Birde mideniz sağlam olacak. Peki Verusu bu kadar önemli yapan nedir?

Öncelikle Versus, bütün öğeleri başarılı bir şekilde bünyesinde barındırmaktadır. Bildiğiniz ve hayal edebileceğiniz tüm aksiyon ve korku filmlerine çomak sokmakta. zombi, ninja, büyü, fantastik olaylar yaratıklar, aksiyon, şiddet, uçuşan vücut parçaları, aşk, romantizm… yani fazlası nasıl sayılır bilmem. Tabi bütün bunların yanı sıra anlam vermeye çalışıp, bir türlü anlam veremediğimiz konusu, saçmalıklar içinde eğlenmemizi sağlıyor film. Ancak tabi her bünye için değil…

İki hükümlü polisin elinden kaçmıştır. Bunlar yakuzalarla buluşacak ve yakuzaların onları götürmesi ile birlikte hayatlarına devam edeceklerdir. Yakuzalar yanlarında da bir kız getirmişlerdir ve iki kaçak mahkuma patronları gelene kadar burada bekleyeceklerini söylerler. Zaman bu şekilde geçer. Derken yakuzalarla, mahkumlar arasında bir arbede çıkar ve yakuzalardan biri ölür. Biraz ortalık sakinleşti derken ölen yakuza canlanır ve kendi arkadaşlarına saldırmaya başlar. Bu arada biz filmin başındaki cümlelerden olayı anlarız.

Dünyamızda cehenneme açılan 666 adet kapı bulunur. Bu kapılardan 444. Japonya’da bir ormandadır… Diriliş ormanında.

Burası diriliş ormanıdır ve cehenneme açılan kapılardan biri buradadır. Yalnız ikin kötüsü yakuzalar tüm öldürdükleri insanları buraya gömmüşlerdir ve şimdi o ölüler birer birer canlanmaktadır. Ortalık iyice karışmaya başlamıştır. O kargaşada KSC2-303 kodlu mahkum sağ kalır, bir fırsatını bulup kızı da alır ve kaçar.

Kız ile  KSC2-303 birlikte kaçarken hem zombilerden, hemde yakuzalardan kurtulmak zorundadırlar. Tabi bu kaçış esnasında unuttukları geçmişlerini de hatırlamaya başlarlar. Yüz yıllar önde bu ormanda başlarına bir şeyler gelmiştir. Kız bir büyücüdür,  KSC2-303 ise önemli bir savaşçı.

Bu arada ortaya patron olacağını düşündüğümüz bir kişi çıkar. Bu cennet ve cehennem arasındaki kapıyı açmaya niyetli, doğa üstü güçlü biridir. Kapıyı açmak için de  KSC2-303 ve kıza ihtiyacı vardır. Tabi bu adam ve  KSC2-303 arasında kıyasıya bir dövüş başlar. Bu dözüş sadece dünyamızla kalmaz boyutlar arası, bir dövüşte olur.

Film Japon filmlerinden beklediğimiz gibi güzel dövüş sahneleri içeriyor. Ancak ne samurayi samuray, ne yakuzalar, yakuza. Hatta filmde zombiler bile bir tuhaf. Zombi gibi yavaş hareket etmelerine rağmen bir Süpermen gibi uçabiliyorlar, silah kullanabiliyorlar. Yani karşımızda sinema tarihinin en garip vampirleri var.

Filmin beni en çok mutlu eden tarafı video filmi izler gibi renklerin değişime uğraması. Her dövüşte giren müzikler ise ayrı bir olay. Her biri özenle seçilmiş ve oldukça başarılı. Ben kesinlikle izleyin derim. Ama izledikten sonra iki saatim gitti deyip bana bulaşmayın. Ona göre izleyin. Sonuçta kült bir film var karşınızda.

Yönetmen: Ryûhei Kitamura

Senarist: Ryûhei KitamuraYûdai Yamaguchi

Oyuncular:

Tak Sakaguchi
KSC2-303
Hideo Sakaki
Chieko Misaka
Kenji Matsuda
Yuichiro Arai
Minoru Matsumoto
Kazuhito Ohba

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt0275773/

Har Dil Jo Pyar Karega / Her Kalp Aşık Olur

Klasik bir Hint filmi karşımızda. Fakir erkek zengin kız yine şarkılarla süslenmiş üç saate yalında süresi ile izlenme sınırlarını zorlayan. Ancak o kadar sıkıcı bir film değil. Bir çok Türk eski filmlerine gönderme mevcut. 2000 yapımı olduğu için gönderme diyorum. Aslında elbette alakası yok…

Film yetim Raj’ın başından geçenleri anlatıyor. Raj çok küçük yaştan beri şarkıcı olmak ve gerçek aşkı bulmak için çabalayan bir gençtir. Hiç bir kötü alışkanlığı yoktur ve sürekli spor yapmaktadır. Vücudu da güzeldir ve her fırsatta gösterir bize. Raj şarkıcı olmak için büyük şehir Mumbai’ye gelir. Burada yakın arkadaşı Abdül ile bir olur ve yapım firmasının yolunu tutar. Burada bir adam ile tanışır. Adam onlardan para ister ancak iki arkadaştada istedikleri para yoktur.

Bu sorunun çözümü olarak Abdül’ün kirli çıkı amcasından para istemeyi düşünürler. Ancak adam bunlara para vermez tabiki. Ona bir oyun yaparlar ve yeni yapılan bir durağı dükkanmış gibi satarlar. Parayı alırlar almaya ama kendileri ile görüşen adam ölmüştür. Bu arada birde borç yaparak motosiklet alırlar. Abdül’ün amcası ve tahsilatçılar da peşine takılır.

Her şey kötüye sarmıştır hayalleri onlardan uzaklaşmıştır. Bir gün konuşurlarken bir kaza olur. Kaza yapan araba, tren raylarının üzerinde kalır. Raj süper kahramanlara özgü hareketlerle arabada sıkışmış genç güzel kadını kurtarır ve hastaneye yetiştirir. Artık hayat onun için değişmiştir. Raj kendini kızın kocası diye tanıtır. Aslında bu işi isteyerek yapmaz ama kızın yaşlı ailesi üzülmesin diye yakın aile dostlarının müdürün dediğini yapar.

Her şey Raj’ın istediği gitmektedir. Zengin damat olduğu için yapım şirketi ona gün vermiştir. Kısa zamanda albümü de çıkacaktır. Ancak bir sorun vardır ki Pooja uyandığında gerçekler ortaya çıkacak ve bu hayal sona erecektir. Bu sebepten dolayı Pooja uyanana kadar albüm çıkartması gerekmektedir. Bu arada aile Raj’ı çok sevmiştir. Müdürün kızı Pooja ile kardeş gibi büyüyen Jahnvi çıkar gelir. Raj ona aşık olur. Ancak konumu gereği bir şey söyleyemez.

İşler tamamen karışmıştır. Pooja’nın hasta hali sona erer. Nasıl bir hastalıktır o da tartışılır. Kızın gözleri sürekli açık öylece yatmaktadır. Pooja uyanır ancak Raj’ı ele vermez. O da Raj’a aşık olmuştur. Ancak Jahnvi’de gerçeği öğrenmiştir. O da Raj’a aşık olmuştur. Raj iki kız arasında kalmıştır ama onunda gönlü Jahnvi’dedir. Ancak olayların gidişi Pooja ile evlenmesi yönündedir.

Film tabi mutlu sonla bitiyor. Klasik dramatik, havasından bir şey kaybetmeden. Ancak Raj karakteri tam anlamıyla karikatürize bir karakter. Üç saatim var vakit geçsin diyorsanız, aslında daha iyi şeyler de izleyebilirsiniz…

Yönetmen: Raj Kanwar

Senaryo: Rumi Jaffery

Oyuncular:


Salman Khan
Raj

Preity Zinta
Jahnvi

Rani Mukherjee
Pooja Oberoi

Shahrukh Khan
Rahul

Kamini Kaushal
Biji

Paresh Rawal
Goverdhan

Shakti Kapoor
Abdul’s uncle

Satish Shah
Mahesh Hirwani

Rajeev Verma
Bharat Oberoi

Ajit Vachani
Mr. Paul

Neeraj Vora
Abdul

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt0250415/

http://en.wikipedia.org/wiki/Har_Dil_Jo_Pyar_Karega

Chunhyangdyun

Film geleneksel bir Kore aşk hikayesinin yine geleneksel Kore oyunu ile anlatılmasıyla hayat buluyor. Bir davulcu ve bir pansori sanatçısı ile başlayan hikaye beş saat kadar sürüyor. Tabi bizim filmimiz bu kadar uzun değil. Filmin ilk başlarında bizde de çok olan gençlerin eskiye olan meraksızlığı filmde de ele alınmış. Bir grup gencin salona gelmesi ile başlayan hikayede gençler beş saatten ve sıkılmaktan bahsetmekte… Ancak arkadaşlarının ısrarı ile filmde kalıyorlar. Biz de onlar kalıyor diye filmi izlemiş oluyoruz.

Sanatçı anlatımını şarkılarla destekliyor. Betimlemeler tek kelime ile mükemmel. Bazen iç sesleri çıkıyor ortaya yorumlar yapıyor. Bazen ise sessiz kalıp olan bitene bırakıyor bizi…
Biz onları izlerken birden kendimizi hikayenin içinde buluyoruz. Bu anlatımla daha önce “Dolls”ta karşılaşmıştık aslında. Geleneksel bir hikayenin de bu şekilde olması gerçekten çok güzel olmuş.

Film tam anlamıyla görsel bir şölen sunuyor bize. Dönem kıyafetleri, mekan tefsirleri oldukça başarılı. Aynı derecede oyunculukta. Zaten insanı çok zorlayacak bir oyunculukta yok zaten. Ancak dönem filmi olarak başarılı bir film olmuş. Tabi beş saatlik bir hikayeyi kısaltınca biraz eksiklikler olmuş ama pek göze batmıyor.

Gelelim hikayemize. Aslında hikayemiz çok basit bir hikaye. okumuş-cahil, zengin-fakir, alt sınıf- üst sınıf arasındaki bir aşkı anlatıyor. Bunların hepsi hikayede var ve tek bir aşkın çevresinde dönüyor. Üstüne üstlük kızımızın annesi eski bir geyşa olduğu için kızı da geyşa muamelesi görüyor.

Film direk kestirme bir şekilde olayları dolandırmadan önümüze getiriyor hikayeyi. Annesi eski bir geyşa olduğu için yasalara göre kendisinin de geyşa olması beklenen Chunhyang bir akşam üstü gönlünü, bölge valisinin oğlu Mongryong Lee’ye kaptırır. İki aşık gizlice evlenirler. Mongryong Lee’nin babasının tayini üzerine Seule gider. Burada da devlet sınavına girecektir. Chunhyang köyünde kalır ve onu bekler. Aradan yıllar geçer.


Bölgeye yeni atanan yeni valinin ilk işi büyün geyşaları toplamak olur. Tabi listede Chunhyang’da bulunmaktadır. Chunhyang oraya gitmez ancak vali onu zorla getirtir. Chunhyang valinin tüm isteklerini reddeder ve kocasına olan sadakatini tekrarlar durur. Ancak vali durmak bilmez emrine itaat etmediği için onu türlü işkence ile cezalandırır. Hatta ölüme bile gider sonu.

Tabi ki ölmez. Hikaye olması gerektiği gibi mutlu sonla biter. Ama araya iliştirmek lazım ki, film, anlatılan bu masal sadece bir aşk hikayesi değil, dönemin adalet sisteminin ve ayrımcılığında anlatıldığı başarılı bir yapımdır.

Yönetmen: Kwon-taek Im

Senaryo:

Sang-hyun Cho
Hye-yun Kang
Myung-gon Kim

Oyuncular:


Hyo-jeong Lee Chunhyang Sung
Seung-woo Cho Mongryong Lee

Sung-nyu Kim Wolmae

Hak-young Kim Pangja

Jung-hun Lee Gov. Byun Hakdo

Linkler: http://www.imdb.com/title/tt0245837/