Dhoom 2

İlk filme şuracıkta yer vermiştim. Fırsatını yakalayınca da ikincisini izleyeyim dedim. İlk filmdeki ikilimiz Ali Akbar Fateh Khan ve Jai Dixit bu filmde de yine beraberler. Arkadaşlıklarını biraz daha ileriye taşımış Ali Akbar polis teşkilatına dahil olmuştur. Tabi ikisi birbirinin partneri olmuştur. İkinci filmin de süresi iki buçuk saat. Araya giren dansları çıkarırsak filmden geri kalan süre zarfında sürekli aksiyon dahil filme. Zaten filmin daha ilk dakikalarından aklımızın alamayacağı bir aksiyon ile başlıyor film. Aklımızın alamayacağı diyorum cidden öyle. Mantık sınırlarını zorlayan bir aksiyonla açılıyor perde. Tabi ilk filmden olan bitene aşina olmayan için bu sahneler biraz abartı gelebilir.

Seven Psychopaths / 7 Psikopat

Oldukça eğlenceli bir izlenim ve kurguya sahip bir film Seven Psychopaths. Eğlenceli dediysem de komedi değil elbette. Bildiğiniz düşündüğünüz psikopatlar filmde mevcut. !f İstanbul’da Galalar arsında karşımıza çıktı ve aslında Türkiye’ye çok geç geldiğini düşünüyorum. Şu ana kadar izlediğim en iyi festival filmi diyebilirim Seven Psychopaths için. Yazar, yönetmen, senarist Martin McDonagh‘in ellerinden çıkmış bu işte. Kurgusu sık dokunmuş başarılı bir film. Öncelikle filmin adının beni yanılttığını söyleyebilirim. Beklediğim yedi psikopat beni tam olarak tatmin etmedi. Filmin ilk yarım saatinde de zaten aksiyon ve psikopatlılık hat safhadayken film iyi yolda beklediğim gibi gidiyor derken birden beni yanıltmaya başladı. Tabi bu yanılma aklımda kurguladığım filmi suya düşürürken karıma apayrı izlenimi zevkli bir film çıkarttı karşıma. İyi kide böyle olmuş demedim desem yalan olur.

10 eok

Survivor temalı filmlerin biri de 2009 yapımı 10 eok (10 million). Diğer filmlerde genelde suçluların bir bölgeye salınıp birbirlerini öldürdüğünü görüyoruz ama burada biraz farklı. Film 114 dakika yer yer bu dakikalar bana hiç bitmeyecekmiş gibi geldi. Bunun sebebi karakterlerin çektikleri sıkıntıyı yaşamaları mı, yoksa zaman zaman düşen tempodan kaynaklı kendini tekrar eden sahneler mi bilemedim. 10 eok senarist ve yönetmen Jo Min-ho‘nun ikinci filmi. Filmin olay örgüsü için başarılı diyebilirim. Film oldukça reel ilerlerken zaman zaman gerçekliğin dışına çıkıyor. Bu çıkış ise filmdeki odaklanmanın kopmasına sebep oluyor.

Cherrybomb

    Misfits, izlediğim bir kaç film, dizi sonunda İngiliz gençliğindeki amaçsız boşlukları hissetmeye başlamıştım. Akabinde Cherrybomb’u da izleyince aslında İngiliz gençlerinin amaçsızlıklarını daha iyi anladım. Demek ki İngiltere gençliği son dönem dizi ve filmlerde gördüğümüz genç kriterlerine birebir uyuyor. Filmin baş rollerinde Robert Sheehan‘i görüyoruz. Burada ki karakteri de Misfits’de ki karakterine çok yakın ve biraz daha günümüz gerçeğine uygun. Robert Sheehan’e yine başarılı bir şekilde kıvırabileceği bir rol verilmiş ve Sheehan’de bu rolün altından başarıyla kalkmış.   Bir diğer başrol oyuncusu Rupert Grint‘i ise Harry Potter’dan tanıyoruz. Daniel Radcliffe’e oranla Rupert Grint’in daha başarılı bir oyuncu olduğunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki bu filmdeki başarılı oyunculuğu da her şeyi ispatlıyor zaten. Film her ne kadar çok iyi oyunculuk gerektirmese de, oyuncular karakter yapılarına iyi bürünmüş.     Filmin anlı görüntüleri izleme zevkine zevk katıyor. Mekanlar fazla boğucu değil. James Nesbitt bu yine oyunculuğun altından başarılı bir şekilde kalkmış. Filmin en güzel yanı ise müzikleri. Güzel müzikler eşliğinde klip izliyormuş gibi …

L’autre monde

    L’autre monde konusu itibari ile insanı kendine çeken, ancak oyunculuk, kurgu ve işleyiş bakımından pekte bekleneni vermeyen bir film. Filmin yönetmeni Gilles Marchand. Yönetmen Qui a tué Bambi? filmi ile 2003 yılında festivallerde asından bahsettirmiş. Bu filmin fragmanını  izlediğimizde bile aslında L’autre monde’un daha amatörce çekildiğini anlayabiliyoruz. L’autre monde 2010 yılında yapılmış ve sanal ile gerçeklik arasında giden bir kaç karaktere değiniyor.   Sanal ile gerçeklik arasında gidip gelen karakterler o duyguyu verememiş. Burada oyunculuklara yüklenmek biraz boş olur. Filmin senaryosuna baktığımızda bir çok noktanın altının doldurulmadığını görüyoruz. Hal böyle olunca oyuncular da oynayacak bir şey bulamıyorlar ve karşımıza böyle bir film çıkıyor.     Filmde sanal dünyaya girdiğimiz andan itibaren animasyon ile karşılaşıyoruz. Animasyonlar standart bir şehir oyununda rastladığımız cinsten. Sanki SimCity’de karakteri hareket ettirmişler ve bunları konuşturmuşlar. Senaryonun karakterlerinin duygu ve düşüncelerini, ruhsal durumlarını anlatma konusunda başarısız. Aksiyonsuz geçen filmde ve bu film dram statüsünde ise bu hissiyatı vermemesi insanı sıkıyor. Ancak …

Raiâ gêmu: Za fainaru sutêji

Tesadüfen elimin altındaki filmleri içinde rastladığım ne olduğunu anlamak amacıyla görüntülerine göz gezdirdiğim anda bana xxxHolic Manatsu no Yoru no Yume‘nin bir kopyasıymış gibi geldi. Aslında mekan ve bir oyun olması dışında bir benzerlik yok. Hikayenin işleyişi karakterler birbirine paralel gibi ancak bu filmin de manga uyarlaması olduğunu unutmamak lazım. Ancak film biraz daha reel yapılmış. Kapalı bir ortamda aslında birbirlerini tanıyan bir grup insanın birbirlerini nasıl dolandırabilecekleri anlatılmış. Karakterler içerisinde her türlü insan var. Hırsızı, namuslusu, açıkgözü, vurdum duymazı ve… vs… Herkesin ise amacı son kez düzenlenecek oyunu kazanıp büyük ödüle erişmektir. Yarışmaya katılma davetiyesi gönderilen bu grup bir adaya getirilir. Tüm kadro tamamlandıktan sonra oyun başlar. Bir ses oyunu onlara anlatır. Üç adet elma olacaktır. Kırmızı, gümüş ve altın. Oyun ise bir kaç turdan oluşacaktır. Oyuncuların tek yapması gereken ise oyun kuralları dahilinde ortak renkleri tutturmaktır. Tabi her biri odaya girip kullanmadan önce hangi elmayı alacağını söyler ancak her …

Peki Şimdi Nereye? / Et Maintenant, On Va Où?

Lübnanlı oyuncu Nadine Labaki‘nin ikinci yönetmenlik denemesi “Et Maintenant, On Va Où?”. İlk filmi Sukkar banat‘a göre daha samimi ve daha başarılı bu film. İzlediğimin filmin kopyasından mıdır, yoksa en ön sırada izlediğimden midir bilemeyeceğim ancak teknik açıdan filmi başarılı bulduğumu söyleyemeyeceğim. Zaten festival boyunca izlediğim en bozuk kopyalı filmdi Et Maintenant, On Va Où?. Bu arada sinemalara özgü ses sorunlarına da hiç değinmiyorum. Oldukça etkili bir senaryoya sahip Et Maintenant, On Va Où?. Bu arada belirtmeliyim ki filmin Arapçası “ou halla la weyn?”. Filmin açılışı oldukça etkileyici. Bu açılış esnasında filmde neyle karşılaşacağınızı tahmin edemiyorsunuz. Konusunu az çok bildiğiniz filmin dram olarak beklendiği gibi karşınıza çıkarken sonrasında eğlendirici bir hal alıyor. Lübnan’ın ücra bir köyünde Hristiyan ve Müslümanlar barış içinde yaşamaktadırlar. Savaş sona ermiş ancak çatışmalar ufak tefek devam etmektedir. Bazı bölgelerde mayınlar hala varlığını korumaktadır. Böyle televizyonun bile çekmediği bir köyde iki din mensubu halk barış içerisinde yaşarlar. Bir gün tüm köy halkı köyün tek …

Back to Top