Kategori arşivi: Mitolojik

Kung Fury

Festivalde Turbo Kid‘in ardından yayınlanmıştı Kung Fury. Önce ne izleyeceğimden habersizdim. Turbo Kid’den nispeten tatmin olmuş, dahası ne olabilir diye düşünüyordum. Ve şahit oldum ki dahası varmış. Hatta bence Kung Fury festivalin açık ara izlediğim en iyi filmiydi. Bu sebepten film en son yazmayı düşünüyordum ama ancak bu kadar dayanabildim. Açıkçası bu filmi daha önce nasıl keşfedemedim bilmiyorum. Öyle ki film YouTube‘da da mevcut.

Aslına filmi herkesin seveceği garantisini veremem. Şimdi filmi herkesin seveceğini söyleyemem. Filmi sevmek ve özümsemek için o seksenlerin kültlerini çok seviyor olmanız lazım. Film yaklaşık otuz dakika ama şimdi burada filmde olan biteni anlatmaya çalışsam eminim sayfalarca yazı yazmak zorunda kalırım. Bu sebepten dolayı linkini verdim buyurun siz izleyip kendi yorumunuzu altına yazın. Okumaya devam et

Jupiter Ascending

Wachowski Kardeşlerin son ürünü olan Jupiter Ascending’in tek olumlu tarafının baş rolde Mila Kunis olduğunu söylemem lazım. O da oyunculuk bakımından çok tatmin ediyor mu tartışılır ama keyifli bir şekilde göze hitap ettiği kesin. Wachowski Kardeşlerin diğer filmleri ile karşılaştırdığımızda Jupiter Ascending bize ne veriyor derseniz koca bir hiç diye cevap verebilirim. Yani Wachowski Kardeşler düşüşlerine devam ediyorlar. Tamam The Matrix iyiydi ama devamı bir türlü gelmedi. Matrix var olan bir mitin başarılı bir şekilde ekrana yansıtılmasıydı. Sonra yazılıp çizilenler aslında Matrix’i felesefeleştirdi ve bu şekilde gelişen  Matrix felsefesi Wachowski Kardeşlere bu ekmekten para yemek için zemin hazırladı. Film üçleme olarak hazırlanmadı ama üçleme oldu. 

Akabinde çoğumuzun hatırlamadığı Speed Racer Wachowski Kardeşlerin elinden çıktı. Sonrası Cloud Atlas. Cloud Atlas nispeten biraz daha Matrix tarzına yakındı. Bir mit ele alınıyordu ve düşündürüyordu yine eksikleri çoktu ama Wachowski Kardeşlerden vazgeçmemek için bir ümit veriyordu. Ancak Jupiter Ascending kesinlikle Wachowski Kardeşlerden beklenecek bir film değil. Şöyle bir baktığımda sanki Wachowski Kardeşlerin oluru buymuşta Matrix bizi yanıltmış gibi düşünmeden edemiyorum. Jupiter Ascending’de Holywood’da herkesin çekebileceği sıradan bir bilim kurgu kafasında. Okumaya devam et

Night at the Museum: Secret of the Tomb

Serinin üçüncü ve son filmi olduğunu düşünüyorum Night at the Museum: Secret of the Tomb. Bu film aynı zamanda ‘ın da son filmi. Vay be Robin Williams da öldü. Hiç beklemezdim. Yani düzgün nezih bir adamdı. İntihar etmesi çok ilginç geldi bana. Beklemediğim insanlardan biriydi. Bu vesile ile de anmış oldum kendisini. Ben filme döneyim.

Night at the Museum serisini daha önce yazmamışım. Muhtemelen oturup param parça bir şekilde televizyonda izlemişimdir ve gerek duymamışımdır. Geçtiğimiz günlerde sıkılırken çok kafa yormayacak bir şey ararken gözüme çarptı ve izleyeyim dedim. Öyle çok eğlendim, kahkahalara boğuldum mu, hayır ama vakit bir şekilde geçti işte.

Okumaya devam et

47 Ronin

Bir Jopon efsanesinden uyarlanmış film 47 Ronin. Filmin yönetmen koltuğunda Carl Rinsch var. Bu yönetmenin ilk filmi. İlk film için fena iş çıkarmamış diyebiliriz. Filmin baş rolünde son dönem Uzak Doğu merakı artan Keanu Reeves var. Aslında film için ne diyeceğimi bilmiyorum. Tamamen gişe için yapılmış aksiyonu bol bir film. Ben tüm oyuncuların Japon olduğu bir filmde ki tarihi bir filmde herkesin İngilizce konuşmasını yadırgadım açıkçası. Tamam olay Amerika’da geçer konuşsun, yada hikayenin kurgusu İngilizceyi içerir konuşursun anladım da bu filme pek oturmamış. Okumaya devam et

300 Rise of an Empire

TV’de 3 b0yutlu film kervanına eklediğimiz filmlerden biri de 300 Rise of an Empire’dı. Nedendir bilmiyorum ama ben filme pak adapte olamadım. Sanıyorum bu sorunu yaşayan sadece ben değilim. Tamam film görsel olarak iyiydi ama iş konuya gelince pek bir şey anlamadığımı söylemeliyim. Filmde bir karmaşa almış başını gidiyor. Kim kimle savaşıyor genel hatlarıyla bilmemize rağmen Spartalılar ne alaka diyoruz bir çok yerde. Spartalılardan çok Atinalılar ile muhatap olduğumuzu söylemeliyiz. Okumaya devam et